NEPAL’DEN PARİS’E İSYANIN SESİ: YAŞASIN EKİM, YAŞASIN YENİ DEVRİMLER!

WhatsApp Image 2026-10-26 at 00.55.13F
https://devrimcidemokrasi5.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Video-2026-10-26-at-00.53.56V.mp4

Büyük Ekim Devrimi’nin 109. yıl dönümünde, emperyalist-kapitalist barbarlığa karşı yükselen öfkeyi devrimci iktidar mücadelesiyle buluşturmak tarihsel bir zorunluluktur. Ekim’in mirası, geçmişin hatırası değil, yeni devrimlerin yolunu aydınlatan mücadele kılavuzudur.

25 Ekim 1917 (eski takvim) — 7 Kasım 1917 (yeni takvim)

Büyük Ekim Devrimi’nin yıl dönümünde tarih, bugünün devrimcilerine aynı soruyu soruyor: İnsanlığı sömürüye, yoksulluğa, emperyalist savaşlara ve devlet baskısına mahkûm eden kapitalist düzen nasıl yıkılacak?

1917 Rusya’sı, emperyalist savaşın yıkımı, açlık ve ağır sömürü altında sarsılıyordu. Şubat Devrimi Çarlığı devirmiş, ancak Geçici Hükümet savaşı sürdürmüş, toprak sorununu çözmemişti. Lenin’in önderliğindeki Bolşevik Parti, işçi ve köylü kitlelerinin taleplerini iktidar perspektifiyle birleştirdi. 25 Ekim’de, o dönem Rusya’da kullanılan Jülyen takvimine göre, işçiler, askerler ve denizciler Geçici Hükümeti devirerek iktidarı Sovyetler adına ele geçirdi. Gregoryen takviminde bu tarih 7 Kasım’a karşılık geliyordu. Aradaki 13 günlük fark nedeniyle devrim, tarihsel adıyla Ekim Devrimi olarak anılmayı sürdürdü.

Ekim, yalnızca bir hükümet değişikliği değil, proletaryanın iktidar mücadelesinde tarihsel bir atılımdı. Dünya işçi sınıfına, sömürücü sınıfların egemenliğinin devrimci mücadeleyle aşılabileceğini gösterdi.

NEPAL’DEN PARİS’E: DÜZENİN DUVARLARINA ÇARPAN ÖFKE

Bugünün dünyası, Ekim’i yaratan çelişkileri ortadan kaldırmış değil. Servet dar bir azınlığın elinde birikirken işçiler güvencesizliğe, gençler geleceksizliğe, emekçiler yoksulluğa mahkûm ediliyor. Emperyalist rekabet, savaşlar ve militarizm büyürken halklardan yeni fedakârlıklar isteniyor.

Nepal’de 2025’te gençlerin öncülüğünde yükselen protestolar, yolsuzluğa ve siyasal ayrıcalıklara karşı gelişti; hükümetin düşmesine kadar uzandı. Fransa’da yükselen kitlesel protestolar ise yaşam maliyetlerine, eşitsizliğe ve siyasal düzene yönelik hoşnutsuzluğu ortaya koyuyor. Bu hareketler, farklı koşullarda gelişseler de kapitalist düzenin yarattığı çelişkilerin ve biriken toplumsal öfkenin ifadesidir.

Ancak kitlesel öfkenin sokağa taşması tek başına devrim anlamına gelmez. Bu öfkenin kalıcı bir toplumsal dönüşüme ulaşması, işçi sınıfının bağımsız siyasetiyle, örgütlü mücadeleyle ve devrimci bir programla buluşmasına bağlıdır. Yeni Ekimlerin mayası, kitlelerin direnişiyle devrimci örgütlenmenin birleştiği yerde oluşacaktır.

YENİ EKİMLER İÇİN: ÖRGÜTLENME, İDEOLOJİK MÜCADELE VE İKTİDAR

Ekim Devrimi’nin temel dersi açıktır: Egemen sınıfların iktidarı, yalnızca reformlarla sınırlandırılamaz. Köklü bir toplumsal dönüşüm, iktidar sorununun çözülmesini gerektirir. Devrimci mücadele, egemen sınıfların örgütlü gücünü ve devletin baskı aygıtını hesaba katmak zorundadır. Devrimci zor meselesi de soyut bir şiddet övgüsüne değil, sınıf iktidarının ve devletin niteliğine ilişkin bu tarihsel soruna dayanır.

Bu mücadelede devrimci parti ve örgütlenme belirleyici önemdedir. Proletaryanın bağımsız siyasal hattını geliştirmek, kitlelerin öz örgütlenmesini güçlendirmek ve devrimci iktidar perspektifini canlı tutmak gerekir. Reformizmin kapitalist düzenin sınırları içinde kalma eğilimine, revizyonizmin devrimci teoriyi boşaltmasına ve tasfiyeciliğin örgütlü mücadeleyi etkisizleştirmesine karşı ideolojik mücadele vazgeçilmezdir.

Marksizm-Leninizm-Maoizm’in canlılığı, sloganların tekrarlanmasında değil, somut koşulların bilimsel çözümlemesinde ve teoriyle pratiğin birleştirilmesindedir. Leninist Bolşevik Parti’nin tarihsel deneyimini, Lenin’in devrimci katkılarını ve Stalin döneminin tarihsel mirasını sahiplenmek; geçmişi eleştiriden muaf tutmak değil, devrimci deneyimleri sınıf mücadelesinin ihtiyaçları açısından incelemek demektir. Ekim’i yaratan işçileri, köylüleri, askerleri ve devrimci kadroları anmak, onların mücadelesinden bugüne dersler çıkarmaktır.

EKİM’İN ATEŞİ SÖNMEDİ!

Ekim Devrimi’nin 109. yıl dönümünde görev, geçmişin zaferini anmakla yetinmek değil, onun devrimci özünü bugünün koşullarında yeniden üretmektir. Nepal’den Paris’e yükselen isyanlar, sömürü ve eşitsizlik düzenine karşı biriken öfkeyi açığa çıkarıyor. Bu öfkenin yeni bir dünyanın kurucu gücüne dönüşmesi, örgütlü sınıf mücadelesine ve devrimci bir programa bağlıdır.

Yeni Ekimler takvim yapraklarında kendiliğinden doğmayacak; işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelelerinde, devrimci örgütlenmede ve iktidar sorununa verilen yanıtta mayalanacaktır. Ekim’in mirası, geçmişe duyulan özlem değil, geleceği değiştirme iradesidir.

Yaşasın Büyük Ekim Devrimi!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Yaşasın Marksizm-Leninizm-Maoizm!

Emperyalist-kapitalist barbarlığa karşı yeni Ekimler için ileri!

Exit mobile version