ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜN 36. YILDÖNÜMÜNDE BABA ERDOĞAN YAŞIYOR, SAVAŞIYOR!

WhatsApp Image 2026-09-16 at BABA FOTO SSON

Bugün sermayenin, faşizmin ve emperyalizmin halklar üzerindeki baskısı sürerken; devrim iddiasını reformist uzlaşmalara, tasfiyeci çözümlere ve düzen içi arayışlara bağlayan anlayışlar birer birer açığa çıkıyor. Böylesi bir dönemde Baba Erdoğan yoldaşın mirası, yalnızca geçmişin bir anısı değil, devrimci irade, komünist cüret ve Kaypakkayacı kopuş açısından bugüne uzanan tarihsel bir çağrıdır.

Baba Erdoğan; Maoizm ve İbrahim Kaypakkaya’nın komünist çizgisinde, sömürü düzenine karşı devrimci kopuşun, örgütlü mücadelenin ve bedel ödeme kararlılığının somutlaşmış önderlerinden biridir. Onu tarihimizde özel bir yere koyan, yalnızca mücadele içerisindeki cesareti değil; dönemin tasfiyeci eğilimlerine, reformist arayışlarına ve devrimci iddianın aşındırılmasına karşı gösterdiği açık ve cüretli tutumdur.

Ocak 1960’ta Dersim-Hozat’ın Sırtikan/Yüceldi köyünde doğan Baba Erdoğan, 1980’li yıllarda mücadele saflarında öne çıktı. 1987’de TKP(ML) içindeki DABK sürecinde yer aldı, 1988’de Kandıra Alay baskınında tutsak düştü. Mayıs 1990’da Devrimcı Sol kadrolarıyla birlikte gerçekleştirdiği özgürlük eylemi/firarın ardından yeniden mücadele saflarına katıldı ve Karadeniz’de yeni bir mücadele alanının açılmasında öncü sorumluluk üstlendi.

16 Eylül 1990’da Tokat-Almus Gümelönü Jandarma Karakolu baskını sırasında ağır yaralanan Baba Erdoğan yoldaş, 17 Eylül’de ölümsüzleşti. Kısa yaşamına sığdırdığı mücadele, Kaypakkayacı komünist çizginin en zor koşullarda dahi devrimci iradeyi koruma iddiasının simgelerinden biri olarak tarihe geçti.

“BİR DERSİM YETMEZ, HEDEF BİN DERSİM OLMALIDIR!”

Baba Erdoğan’ın “Bir Dersim yetmez, hedef bin Dersim olmalıdır” sözü, onun düşünüşündeki sınır tanımayan devrimci ufkun çarpıcı ifadelerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

Bu söz, kazanılmış bir mevziyle yetinmeyen; Dersim’de oluşan tarihsel ve siyasal birikimin daha geniş alanlara taşınmasını, devrimci mücadelenin büyütülmesini ve kazanımların korunarak geliştirilmesini anlatan bir perspektifi ifade ediyordu.

Nitekim Baba Erdoğan’ın yaşamındaki yönelim de bu anlayışla bütünleşiyordu. Köylerden başlayan mücadele deneyimini daha geniş alanlara taşıma çabası, onun açısından devrimci komünist sorumluluğun doğal bir gereğiydi. “Bir Dersim yetmez” demek, dar alanlara, dar hesaplara ve mevcutla yetinmeye karşı çıkmak; “bin Dersim” demek ise devrimci ufku büyütmek, kazanılmış deneyimi çoğaltmak ve tarihsel sorumluluğu daha ileriye taşımak anlamına geliyordu.

Bu nedenle söz, Baba Erdoğan’ın kişisel tarihinden koparılamaz. Onun temsil ettiği komünist cüretin, öncü sorumluluk anlayışının ve Kaypakkayacı yürüyüşün yoğunlaşmış bir ifadesidir.

REFORMİZME, REVİZYONİZME VE HER TÜRDEN TASFİYECİLİĞE KARŞI KOMÜNİST CÜRET

Baba Erdoğan’ı bugün anmak, onu yalnızca geçmişteki mücadele koşullarının bir figürü olarak hatırlamak değildir. Onun tarihsel mirasını günümüzün sorunlarıyla buluşturmak gerekir.

Bugün devrim iddiasıyla yola çıkan kimi anlayışların reformist beklentilere, düzen içi çözümlere ve tasfiyeci yönelimlere savrulması; dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki mesafeyi büyütmektedir. Ulusal hareketin de girdiği gelinen yerde derinleştirdiği yeni tasfiyeci ve teslimiyetçi rota, bu tabloyu daha görünür hale getirmektedir. Devrim iddiasının adım adım törpülenmesi, tarihsel amaçların daha dar ve düzen içi hedeflerle ikame edilmesi, MLM de ısrar eden komünist hareket açısından ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.

İşte Baba Erdoğan’ın mirası burada günceldir.

Onun temsil ettiği tutum; reformizme karşı radikal devrimci bağımsızlığı, tasfiyeciliğe karşı örgütsel ve ideolojik sürekliliği, teslimiyete karşı mücadele kararlılığını ve Türkiye Kuzey Kürdistan topraklarında Kaypakkaya’nın açtığı komünist yolun savunulmasını zorunlu kılmaktadır.

Baba Erdoğan yoldaşın yaşamı, komünist devrimci iddianın masa başında kurulan cümlelerden ibaret olmadığını; sorumluluk üstlenmek, bedel ödemek, öne çıkmak ve zor koşullarda tarihsel bir yönelimi korumak anlamına geldiğini gösterir.

Onun, kış üstlenmesi için o günkü meşakkatli Halk Savaşı siperlerinde sırtladığı “soba”, bugün de komünist devrimci sorumluluğun simgesi olarak okunabilir. Karadeniz’in sarp yamaçlarında, omzundaki onca yükün altında alnında biriken teri silerken yanındaki yoldaşa dönüp, “2.MK‘cı revizyonistler, Kaypakkaya’nın fikirlerine konforlu alanlarından karşı çıkmadan önce gelip bu yükü taşıyıp elleriyle bu teri silecekler. Sonra reddedecekler” derken, her dönemin ihtiyaç duyduğu nitelikli komünist önderliğin, görevi başkasından beklemeyen ve sorumluluğu kendi omuzlayan bir irade gerektirdiğini ifade ediyordu.

ÖLÜMSÜZLERİMİZE DEVRİM SÖZÜMÜZ VAR!

1972’de Türkiye-Kuzey Kürdistan topraklarında yüzünü devrime ve sosyalizme dönen Kaypakkayacı yürüyüşün kutup yıldızı olan TKP(ML)’den Maoist Komünist Partisi’ne; İşçi-Köylü Kurtuluş Ordusu’ndan Halk Kurtuluş Ordusu’na uzanan tarihsel yürüyüşte ölümsüzleşen bütün yoldaşlarımıza olan bağlılığımızı, Komünist Önder Baba Erdoğan yoldaşın şahsında bir kez daha dile getirmenin onurunu yaşıyoruz.

Ölümsüzlerimize devrim sözümüz var!

Onlar yalnızca geçmişimizin kahramanları değil; tarihsel hafızamız, manevi komutanlarımız ve mücadele deneyimimizdir. Onların bıraktığı miras, bugün bizi denetleyen bakışlar gibi üzerimizdedir. Hatalarımızı sorgulatan, görevlerimizi hatırlatan, yolumuzu aydınlatan tarihsel öğretmenlerimizdir.

Baba Erdoğan’ı anmak, yalnızca onun adını yaşatmak değil; bütün ölümsüzlerimize verdiğimiz bağlılık ve zafer sözünü yeniden yinelemektir.

BABA ERDOĞAN TARİHTİR VE GÜNCELDİR!

Baba Erdoğan’ın adı; Ali Haydar Yıldız’dan Meral Yakar’a, Süleyman Cihan’dan Kazım Çelik’e, Cüneyt Kahraman’dan Cafer Cangöz’e, Aydın Hanbayat’a uzanan Kaypakkayacı komünist mücadele tarihinin içerisinde yer almaktadır.

Bu tarih kapanmış bir sayfa değildir.

Baba Erdoğan tarihtir ve günceldir. Kutup yıldızıdır. Onun ışığı bugün de devrim ve sosyalizm mücadelesinin yolunu aydınlatmaktadır.

Bugün Baba Erdoğan’ın mirasına sahip çıkmak; onun adını yalnızca anma günlerinde tekrarlamak değil, reformizme, tasfiyeciliğe ve teslimiyetçiliğe karşı devrimci bağımsızlığı savunmak; Kaypakkaya’nın komünist kopuşunu günümüz koşullarında yeniden düşünmek; devrim ve sosyalizm hedefinden vazgeçmemektir.

“Bir Dersim yetmez, hedef bin Dersim olmalıdır” diyen Baba Erdoğan’ın ufku, bugün bize mevcutla yetinmeyen, kazanılmış deneyimleri büyüten ve devrimci tarih bilincini geleceğe taşıyan bir sorumluluğu hatırlatmaktadır.

Yeni bir ölümsüzlük yıldönümünde, Dersim’in kızıllığını Karadeniz’e taşıyan Baba Erdoğan yoldaşın şahsında bütün ölümsüzlerimizi saygı ve bağlılıkla anıyoruz.

Onların tarihini yaşatacağız.

Onların deneyimlerinden öğreneceğiz.

Onlara verdiğimiz devrim sözünü unutmayacağız.

BABA ERDOĞAN YAŞIYOR, SAVAŞIYOR!

İKTİDAR NAMLUNUN UCUNDADIR!

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM

YAŞASIN KOMÜNİZM MÜCADELEMİZ!

MAOİST KOMÜNİST PARTİSİ

17 Eylül 2026

Exit mobile version