Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 19 Eylül sabahı hava saldırısı alarmı verildi. Suudi Sivil Savunması, başkent Riyad ve El-Harc dahil çeşitli bölgelerde “olası tehlike” uyarısı yayımladı. Uyarı daha sonra kaldırılırken, Riyad’da patlama sesleri duyuldu ve Reuters görüntülerinde Kral Halid Uluslararası Havalimanı yakınında büyük bir duman sütunu görüldü. İlk bilgilere göre olayda can kaybı ya da ciddi hasar bildirilmedi.
Gelişme, Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının son dönemde yeniden yoğunlaşmasının ardından geldi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de Suudi Arabistan’a yönelik ve sivil enerji altyapısını etkileyen saldırıları kınadı. Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, bölgedeki enerji ve deniz taşımacılığı üzerindeki riskleri de artırıyor.
YEMEN’DEKİ SAVAŞIN FATURASI BÖLGE HALKLARINA ÇIKIYOR
Riyad’daki alarm, Yemen savaşının artık yalnızca Yemen sınırları içinde okunamayacağını bir kez daha gösteriyor. Kızıldeniz, Babülmendep, Suudi Arabistan ve Körfez hattı; bölgesel güç mücadelelerinin, enerji yollarının ve askeri çatışmaların birbirine bağlandığı bir alana dönüşmüş durumda.
Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygıları ile Husilerin saldırıları farklı siyasal gerekçelerle açıklansa da ortaya çıkan tablo nettir: savaş büyüdükçe bedeli öncelikle bölge halkları ödüyor.
Enerji yollarının, limanların ve ticaret güzergâhlarının askeri çatışmanın parçası haline gelmesi, Ortadoğu’daki krizin yapısal karakterini de ortaya koyuyor. Yemen’deki gelişmeler, bölgesel aktörlerin yanı sıra ABD ve diğer dış güçlerin müdahaleleriyle birlikte değerlendirilmeden anlaşılamaz.
Bugün Riyad’da duyulan sirenler, Yemen’deki uzun savaşın bölgesel sonuçlarının yeni bir halkasını oluşturuyor.
