RUSYA’DA DUMA SEÇİMLERİ

82572775-13207581-image-a-rusya secim

PUTİN’İN SAHTE “ZAFERİ”: EMPERYALİST-BURJUVA DİKTATÖRLÜĞÜN MASKESİ BİR KEZ DAHA DÜŞTÜ!

Rusya’da parlamentonun alt kanadı Devlet Duması seçimlerinin kesinleşen sonuçlarına göre, Vladimir Putin’in iktidardaki muhafazakar-burjuva partisi Birleşik Rusya (Edinaya Rossiya), oyların yüzde 57,8’ini alarak 450 sandalyeli parlamentoda 355 sandalye ile mutlak çoğunluğu elde etti.

Sistem içi “muhalefet” olarak konumlanan KPRF (Rusya Federasyonu Komünist Partisi) yüzde 13,8, şovenist ve ultra-milliyetçi LDPR (Rusya Liberal Demokrat Partisi) yüzde 9, sermaye odaklı Yeni İnsanlar (Novıye Lyudi) yüzde 8 bandında kalırken, Kremlin destekli sosyal-demokrat görünümlü Adil Rusya (Spravedlivaya Rossiya) ise baraj sınırında yer aldı. Katılımın yüzde 59 olarak açıklandığı bu tablo, 2022’den bu yana süren Ukrayna savaşının gölgesinde yapılan ilk parlamento seçimlerinin resmi sonucudur.

Putin rejimi bu sonuçları “halkın sarsılmaz desteği ve milli birlik” olarak pazarlamaktadır. Oysa karşımızdaki tablo, ne demokratik bir tercih ne de halkın özgür iradesidir. Bu, emperyalist-burjuva bir diktatörlüğün, haksız savaş koşullarında kendi egemenliğini yeniden tescilleme ve meşrulaştırma operasyonundan ibarettir.

Rejimin Yedek Lastikleri ve Baskı Aygıtı

Birleşik Rusya’nın bu “zaferi” sürpriz değildir. Kremlin rejimi; gerçek muhalefeti systematik olarak ezmiş, bağımsız medyayı susturmuş, anti-savaş tutumuyla bilinen liberal Yabloko (Sosyal Liberal Parti) gibi yapıları seçimden menetmiş ve muhalifleri zindanlara atmıştır.

Sistem içi “muhalefet” olarak sunulan KPRF ve LDPR gibi partiler ise rejimin kulvar dışına çıkmayan yedek lastikleridir. Bu partiler; savaş politikalarını, militarizmi, oligark egemenliğini ve baskı aygıtını onaylayan, muhalefet maskeli suç ortaklarıdır. Bağımsız sınıfsal örgütlenmenin ve anti-emperyalist bir hattın tasfiye edildiği koşullarda sandıktan halk iradesi çıkması imkânsızdır. Katılım oranının yüksekliği ise halk desteğini değil; savaş propagandasının, devlet baskısının ve yönlendirilmiş sandık mekanizmasının bir sonucudur.

Savaşın Gölgesinde Emperyalist Paylaşım

Bu seçimler, Rusya oligarşisi ile NATO-Ukrayna bloğu arasındaki emperyalist pazar ve nüfuz mücadelesinin tam ortasında gerçekleşmiştir. Putin rejimi savaşı “varoluşsal bir savunma” olarak sunsa da, gerçekte çatışan tarafların sınıfsal ve yayılmacı çıkarlarıdır.

Savaşın ağır faturasını —ölümleri, yoksulluğu, enflasyonu ve faşizan baskıları— Rusya emekçileri ödemektedir. Rejim ise sandık tiyatrosuyla bu sömürü ve yıkım politikalarına “halk onayı” süsü vermeye çalışmaktadır. Batı emperyalizminin ve NATO’nun saldırganlığı teşhir edilirken, Putin rejimini “anti-emperyalist” veya “karşı-hegemonik” bir güç olarak meşrulaştırmak, sınıfsal gerçekliği inkâr etmek demektir. Rusya’daki iktidar; bürokrasinin, militarizmin ve sermaye gruplarının diktatörlüğüdür.

Demokrasi Sandıkla Değil, Devrimle Gelir!

Putin’in “büyük zaferi”, burjuva diktatörlüklerinin sandık kılıfıyla kendisini tescillemesinin tipik bir örneğidir. Emekçilerin gerçek iradesi; örgütlenme özgürlüğünün, bağımsız sınıf siyasetinin ve grev hakkının olmadığı bir diktatörlükte sandığa yansıyamaz.

Demokrasi, burjuvazinin icat ettiği sahte sandık tiyatrolarıyla, controlled (kontrollü) muhalefetle veya militarist histerilerle gelmez. Demokrasi; ancak emperyalizme, oligarşiye, militarizme ve her türlü sömürüye karşı halkın birleşik, örgütlü mücadelesiyle ve devrimle kazanılır. Putin’in “seçim zaferi”, bu tarihsel gerçeği bir kez daha ilan etmektedir.

Exit mobile version