TDİ: İnfaz Yakmalara Son!

IMG_0461

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) Bakırköy Kadın Hapishanesi önünde yaptığı basın açıklamasında, son süreçte hapishanelerde infaz yakma, görüşçü yasağı gibi birçok hak gaspının işkenceye dönüştüğünü belirtti.

“İnfaz Yakmalara, Yayın ve Görüşçü Yasaklarına Son” pankartının açıldığı eyleme tutsak aileleri, yoldaşları, dostları ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) vekilleri Cengiz Çiçek ve Kezban Konukçu da destek verdi.

Çiçek, infaz yakmaların idare ve gözlem kurullarının keyfiyetine kaldığını, kitap okumanın, görüşçüsüyle gülüşmenin, Kürtçe konuşmanın tutsakların infazlarını yakmanın bahaneleri arasında olduğunu belirtti.

TDİ adına basın açıklamasını dönem sözcüsü Elvan Özerli okudu. Özerli, “15 Temmuz Darbe Girişimi ardından ilan edilen OHAL ve pandeminin bahane edilerek hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarılırken tutsakların dışarıyla olan her türlü iletişim kanalı kısıtlandı ve tutsaklar üzerindeki tecrit hiç olmadığı kadar derinleştirildi. Hapishanelerde her türlü baskı, tecrit, işkence ve kötü muamele uygulamalarını arttıran devlet, infaz erteleme ve yakma politikası ile, iletişim ve görüş yasakları ile hukukun hiçbir biçimde işlemediği bir düzeni hâkim kılmaya çalışılarak tutsaklar ‘tecrit ve ölüm’ sarmalı içerisine hapsedildi” dedi.

Özerli, “1 Ocak 2021 yılında 5275 sayılı Kanunun 89’uncu maddesine istinaden hazırlanan yönetmeliğin yürürlüğüne girmesi ile birlikte, tutsakların hapishanede kalma sürelerinin uzatılma yetkisinin hapishane idarelerinin inisiyatifine bırakıldı. Hapishanede kalacağı süreyi tamamlayan tutsaklar hapishane gözlem kurulunun kararı ile tahliye edilmeyerek içeride tutulmaya devam ediliyor. Verdikleri kararlarda bu kadarına da pes dedirten gerekçeler sunuluyor. ‘İmam ile görüşmediği, fazla kitap okuduğu, suyu veya elektriği tasarruflu kullanmadığı, Kürtçe türkü söylediği, pişmanlık göstermediği, koğuşta bulunan insanlarla çok konuştuğu ve ailesinden birisinin tutuklu olması’ gibi sudan sebeplerle iyi halli olmadığı söylenerek yüzlerce tutsağın infazı ya ertelendi ya da yakıldı” diye belirtti.

Hapishanede kalan tutsakların en temel insan hakkı olan haber alma hakkı gasp edildiğinin altını çizen Özerli,” Tutsakların izledikleri televizyon kanallarını hapishane idareleri belirliyor. Bu kanalların tamamı iktidar yanlısı yayın kanallarından oluşuyor. Muhalif hiçbir kanalın izlenmesine izin verilmiyor. Daha önce sorunsuz bir şekilde hapishaneye alınan gazete ve dergiler ‘Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez’ kararları ile hapishaneye alınmıyor. Bu karardan dergilerin muaf olmasına rağmen keyfi olarak bunlarda hapishaneye alınmıyor. Böylece tutsaklara sadece iktidar yanlısı yayın yapan yazılı ve görsel yayınlar dayatılıyor. Fiziken yalnızlaştırılan tutsaklar bu yolla bir de ideolojik olarak kuşatma altına alınmak isteniyor” diye belirtti.

Tutsakların görüşçü hakkının engellendiğini söyleyen Özerli, “Hapishanelerde yaşananlar yetmiyormuş gibi bir de tutsak yakınlarının görüşe gitmeleri engelleniyor. Görüşçü olmak isteyen tutsak yakınları ilk önce güvenlik soruşturmasına tabi tutuluyor. Yapılan soruşturma sonucu keyfi nedenlerle görüşçü olmaları yasaklanıyor.” dedi.

Açıklamanın sonunda tutsakları sahiplenmek gerektiği vurgulanarak “Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceğiz! Disiplin cezaları, sürgün sevkler ve yasaklarla susturulmaya çalışılan tutsakların dışarıdaki sesi olalım! Tutsaklara dayatılan baskı ve işkenceye varan uygulamalara birlikte dur diyelim!” denildi.

Exit mobile version