TETİKÇİ CEM KÜÇÜK VAKASINDAN SARAY İÇİ KLİK ÇATIŞMASINA: BURJUVA MEDYANIN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ VE TASFİYE DALGASI

C.KUCUK

Yıllardır ekranlardan ve köşelerden halka “doğruyu ve adaleti” dikte etme cüretini gösteren, muhalif isimleri, kurumları ve halkın haklı direnişlerini hedef tahtasına koyan tetikçi gazeteciliğin maskesi bir kez daha düştü. İktidar medyasının en agresif kalemlerinden Cem Küçük, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) ve “şantaj” suçlamalarıyla tutuklanarak zindana gönderildi. TGRT Haber ve Türkiye gazetesinden ilişiği kesilen Küçük, hemen ardından İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince gözaltına alındı. Savcılık soruşturmasında iş insanlarından maddi menfaat karşılığı tetikçilik yaptığı, asılsız iddialarla itibar suikastları ürettiği ve para transferi ağlarına bulaştığı açıkça belgelendi.

Cem Küçük vakası, münferit bir “bireysel düşüş” ya da sadık bir kalemin trajedisi değildir. Bu tablo, işbirlikçi tekelci kapitalist düzenin ve iktidar blokunun medyayı hangi kirli aparatlarla yönettiğinin, işi bitince de nasıl bir kenara attığının en somut kanıtıdır.

Yıllarca muhalifleri “vatan haini”, “terörist” diye etiketleyen, yargı süreçlerini canlı yayınlarda peşinen karara bağlayan, patronlarının ve sermayenin çıkarları doğrultusunda bilgi adı altında manipülasyon yayan bu tetikçi ordu, bugün aynı mekanizmanın dişlileri arasında ezilmektedir. Aynı çürümüş ve ilkesiz çizginin birer parantezi olan Rasim Ozan Kütahyalı ve Mehmet Akif Ersoy gibi figürler de bu burjuva medya pazarının sefaletini gözler önüne sermektedir.

Burjuva düzen, kendi çıkarları için kullandığı, tetikçilik yaptırdığı bu kalemleri işlevsiz kaldığı an bir çırpıda harcamaktan asla çekinmez. Bu, kapitalizmin medyayı bir “dördüncü kuvvet” olarak değil, bir “saldırı silahı” olarak gören doğasının kaçınılmaz sonucudur. Burjuva basın, başından sonuna kadar sermayenin ve iktidar odaklarının çıkarlarını koruyan, yalanı ve manipülasyonu meslek edinmiş bir çürümüşlük yuvasıdır.

Cem Küçük’ün tutuklanması yalnızca adli bir soruşturma veya bireysel bir suçlama değildir; bu gelişme, Saray iktidar bloku içinde “Erdoğan sonrası iktidar ve güç gaspına yönelik” şimdiden başlayan keskin bir “klik çatışmasının” ve birbirinin kiralık tetikçi kalemlerini kırma, susturma, zayıflatma hamlelerinin doğrudan sonucudur.

Sermaye ve iktidar koalisyonu çatısı altında yer alan farklı klikler, gelecekteki olası iktidar mücadelesi ve hegemonya paylaşımı için birbirlerinin tetikçilerini ve aparatlarını tasfiye etmeye girişmiştir. Kiralık kalemlerin ellerindeki kirli ilişkiler, şantaj ağları ve menfaat çarkları, bu iç iktidar savaşında birer silah olarak birbirlerine karşı kullanılmaktadır. Kantar bozuldukça, dün rejimin bekası için bizzat tetikçilik yapanlar, bugün bu klik savaşlarının diyetini ödemekte ve sistem kendi evlatlarını birer birer harcamaktadır.

Düzen Siyasetçileri ve Tetikçileri Değil, Örgütlü Mücadele Kazanacak!

Cem Küçük’ün tutuklanması, “bizden olan her şeyi savunuruz, her pisliği örteriz” anlayışının duvara çarptığının sembolüdür. Ancak bu bir adalet zaferi değil, burjuva iktidar bloğunun kendi içindeki bir tasfiye ve kriz göstergesidir. Gerçek adalet, bu sömürü ve çürüme düzeninin bütünüyle yıkılmasıyla gelecektir!

Tetikçiler harcanır, klikler çatışır; ancak ayakta kalan bu sömürü düzenidir. Çözüm, düzen içi dalaverelerin ve kiralık kalemlerin kavgalarının peşine takılmak değil, halkın kendi öz örgütlü gücünü kuşanmasıdır.

Exit mobile version