Muğla’nın Milas ilçesinde maden sahaları ve holding projelerine karşı yürütülen ekoloji mücadelesine destek veren Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın dört bir yanındaki işçi direnişlerinin ve ekoloji mücadelelerinin tanınan ismi, Umut Sendikası (Umut-Sen) Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Milas’taki “holding talanını” teşhir ettiği gerekçesiyle çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Şafak Baskınıyla Başlayan Süreç
Hafta başında Hopa’daki aile evine düzenlenen polis baskını ve telefonuna el konulması kararıyla gündeme gelen Aksu, ifade işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle sevk edildiği hakimlikçe tutuklandı. Aksu’ya yönelik temel suçlamalar; “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” oldu.
“Holdingleri Üzmeye Devam Edeceğiz”
Tutuklama kararının ardından adliye çıkışında açıklama yapan Başaran Aksu, kararın hukuki değil siyasi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de yargı bu durumdadır; holdingler ne diyorsa onu yapıyorlar. Ancak biz doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!”
Umut-Sen: “Talanı Teşhir Etmek Suç Değildir”
Umut-Sen tarafından yapılan açıklamada ise tutuklama kararının Milas ve çevresindeki doğa talanına karşı yükselen sesi kısmaya yönelik bir operasyon olduğu savunuldu. Sendika, “Örgütlenme Koordinatörümüz Başaran Aksu, Milas’taki holding talanını teşhir ettiği için hedef alınmıştır. Hakikate kelepçe vuramazsınız,” ifadeleriyle karara tepki gösterdi.
Direnişlerin Tanınan İsmi
Başaran Aksu, daha önce de Soma maden işçileri, Migros depo çalışanları ve Polyak maden direnişlerindeki aktif rolüyle sık sık gözaltına alınmış, ancak her defasında “İşçi sınıfının haklarını savunmak meşrudur” diyerek savunma yapmıştı. 2026’nın Mart ayında İzmir Kınık’ta benzer suçlamalarla adli kontrolle serbest bırakılan Aksu, bu kez Akbelen ve Milas hattındaki paylaşımları nedeniyle tutuklu yargılanacak.
Hukukçular ve DKÖ’ler, bu tutuklamanın bölgedeki ekolojik yıkıma karşı duran yerel halk ve aktivistler üzerinde bir “caydırıcılık” oluşturma amacı taşıdığı görüşünde birleşiyor.
