Yemen’de Husiler ile Suudi destekli güçler arasındaki çatışmalar yeniden şiddetleniyor. Suudi Arabistan’ın Cizan ve Necran havalimanları 5 Ekim gecesi saldırıların hedefi oldu. Suudi makamları üç kişinin yaralandığını ve sınırlı maddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Saldırıların ardından Riyad ile Sana arasındaki çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riski yeniden gündeme geldi.
Gelişme, Suudi destekli Yemen güçlerinin Bab el-Mendeb çevresinde yeni bir askeri operasyon başlatmasının ardından geldi. Reuters’a göre Suudi destekli güçler stratejik liman kenti Moha çevresinde ilerlerken, Husiler de Suudi Arabistan’daki bazı hedeflere saldırılar düzenlediklerini açıkladı; bu saldırıların bazıları bağımsız olarak doğrulanamadı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Anlaşması da bu yeni gelişmeler nedeniyle daha önemli hale geliyor. Reuters, üç ülkenin 5 Ekim’deki acil toplantının ardından Suudi Arabistan’da ortak askeri güç ve kapasite konuşlandırılması konusunda anlaşmaya vardığını bildirdi.
YEMEN’DE SAVAŞIN YENİ CEPHESİ: BAB EL-MENDEB VE BÖLGESEL GÜÇ MÜCADELESİ
Yemen’de yeniden büyüyen savaş, yalnızca ülke içerisindeki iktidar mücadelesi olarak ele alınamaz. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi arasındaki stratejik konumu nedeniyle bölgesel ve küresel güçlerin hesaplarının kesiştiği bir alandır.
Bugün savaşın yeniden şiddetlenmesinde dikkat çekici olan, çatışmanın Yemen sınırlarını aşarak Suudi Arabistan topraklarına ve bölgesel ittifaklara taşınmasıdır. Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan mekanizmasının askeri boyutunun gündeme gelmesi, Yemen savaşının yeni bir uluslararasılaşma aşamasına girebileceğini gösteriyor.
Bizler açısından burada temel mesele, bölge halklarının savaşların ve emperyalist güç mücadelelerinin bedelini ödemesidir. Yemen yıllardır savaş, yoksulluk, yerinden edilme ve insani krizle karşı karşıya. Son çatışma dalgasında BM’ye göre yaklaşık 184 bin kişi yerinden edildi.
Yemen’de savaşın genişlemesi, bölgedeki güç dengelerinin yeniden kurulması uğruna halkların yaşamlarının nasıl bir savaş alanına dönüştürüldüğünü bir kez daha gösteriyor.
