Meclis Gündemindeki Çerçeve Yasa Trafiği: “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”(!)

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye siyasetinin güncel merkezinde, uzun süredir beklenen ve “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan yasal altyapı yer alıyor.

 AKP grubu tarafından hazırlanan ve milletvekillerinin imzasına açılan kritik çerçeve yasa teklifinin resmi ismi “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” olarak belirlendi. Teklife ilk imzayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli attı.

 Teklifin Meclis’e sunulmasından önce Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve AKP’li kurmaylar; DEM Parti İmralı Heyeti, MHP ve HÜDA PAR ile temaslarda bulunarak düzenlemenin çerçevesi üzerine bilgi alışverişi gerçekleştirdi.

 Metin üzerindeki imza sürecinin tamamlanmasının ardından teklifin bu hafta içerisinde Meclis Başkanlığı’na sunulması, Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi ve ardından Genel Kurul’a gelmesi bekleniyor. Düzenlemenin ilk etapta binlerce kişiye kapsayıcı bir hukuki statü ve tahliye yolu açması hedefleniyor.

“Milli Dayanışma” Maskeli Çerçeve Yasa: Saray Masasında Yazılan, Emekçilerden ve Halktan Kaçırılan Bir Rejim Tasfiyesi

Sermayenin ve tek adam rejiminin bekasını tahkim etmek üzere Meclis sahnesine sürülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kisvesi altındaki bu çerçeve yasa, halka karşı kurulan karanlık bir tezgâhın resmidir. Sarayın ve güvenlik bürokrasisinin kripto odalarında, emekçi sınıfların, ezilen halkların ve akademik-demokratik kamuoyunun iradesi bütünüyle gasp edilerek kaleme alınan bu metin; vekillere sadece birer tasdik memuru edasıyla imzalatılmaktadır. Bu düzenleme, ne bir barış belgesi ne de demokratikleşme adımıdır; aksine, faşist saray rejiminin kendi krizini aşmak ve halkın haklı öfkesini manipüle etmek için devreye soktuğu bir nizam operasyonudur.

Halkın Kurtuluşu Sarayın Kripto Odalarında Değil, Devrimci Direniş Mevzilerindedir

Demokrasi maskesi takılan bu yasa, toplumsal sorunları özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelinde çözmekten fersah fersah uzaktır. Amaçları son derece berraktır: Halkların onurlu özgürlük mücadelesini kendi güvenlikçi parametreleri içinde budamak, pasifize etmek ve düzene ucuza entegre etmektir. Emperyalizmin ve işbirlikçi faşist bloğun çıkarlarına hizmet eden bu tasfiye planı, işçi sınıfının ve ezilen halkların devrimci mücadelesine karşı duyulan korkunun açık bir itirafıdır.

Düzen Siyasetinin Değil, Emekçilerin ve Ezilenlerin Sözü Esastır

Seçilmişlerin cezaevlerinde rehin tutulduğu, basın üzerindeki faşist sansürün ve halk iradesine vurulan kayyum kelepçelerinin kesintisiz sürdüğü bir ülkede “milli dayanışma”dan bahsetmek, sömürü düzenini makyajlamaktan başka bir şey değildir. Bu halk, sarayın imtiyazlı oligarklarının ve faşizan iktidar bloklarının kapalı kapılar ardında biçtiği rolleri asla kabul etmeyecektir.

Gerçek bir özgürlük, adalet ve eşitlik; sömürücülere ve tek adam rejimine boyun eğerek değil, ancak emekçilerin, Kürt halkının ve tüm ezilenlerin omuz omuza yükselteceği devrimci, demokratik ve meşru mücadele zemininde kazanılacaktır. Tarih, sarayların koridorlarında yazılan tasfiye planlarını değil, sokaklarda ve barikatlarda yazılan halkların direnişini yazacaktır!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.