TBMM Genel Kurulu, yaz tatiline girme hazırlıkları yaptığı kritik bir eşikte mesaisini uzatma kararı alarak 7-11 Ağustos tarihleri arasında olağanüstü bir çalışma takvimine girdi. Bu ani ve istisnai takvim değişikliğinin merkezinde, AKP ve MHP ortaklığıyla hazırlanan ve ilk imzasını MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin attığı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” yer alıyor.
Saray’ın kripto odalarında ve güvenlik bürokrasisinin karargâhlarında kaleme alındığı bilinen tasarı, Meclis’e sunulmasının hemen ardından hızlı bir komisyon trafiğine alındı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve iktidar kurmaylarının DEM Parti İmralı Heyeti, MHP ve HÜDA PAR ile yürüttüğü kapalı kapılar ardındaki yoğun temas trafiğinin ardından, metnin en kısa sürede Genel Kurul’dan geçirilmesi hedefleniyor. İktidar bloğu, yaz tatilini dahi bloke eden bu yoğun mesaiyle, süreci hukuki bir zeminde hızla yasalaştırarak kendi siyasal tahkimatını kurmayı amaçlıyor.
Yaz Tatilini Bloke Eden Telaş, Tasfiye ve Teslimiyet Operasyonudur!
Meclis’in yaz tatilini iptal ederek olağanüstü bir mesaiye girmesi, ortada gerçekten “barış” veya “demokrati̇kleşme” gibi toplumsal yaraları saran bir süreç olduğundan değil; sermaye ve saray rejiminin acil bir siyasal kriz ve tasfiye telaşı içinde olmasındandır. Tatil simidi gibi paylaşılan o meclis kürsüleri, söz konusu rejimin bekası, tek adam iktidarının ömrünün uzatılması ve devrimci dinamiklerin tasfiyesi olduğunda nasıl bir çabuklukla harekete geçtiğini bir kez daha göstermiştir.
Adına “Milli Dayanışma” denilen bu yasa, halkın acılarını dindirmek için değil; yarım asırdır süren onurlu direnişi devletin güvenlik eksenli parametreleri içine hapsedip ucuza entegre etmek ve teslim almak için yazılmıştır. Meclis’in normal çalışma takvimini bile askıya alarak bu metni aceleyle yasalaştırma çabası, emperyalizmin ve faşist bloğun bölgesel ve iç siyasetteki sıkışmışlığını aşma aciliyetinin ürünüdür.
Saray’ın mühürdarınave komisyonlarına indirgenmiş bir parlamentonun bu tasfiyeyi hızla onaylaması,olmayan burjuva demokrasisinin maskesini bir kez daha düşürmektedir. Ne yazık ki bu tezgahın etrafında dönenler, halkın özgürlük ve eşitlik taleplerini kapalı kapılar ardında pazarlık masalarına meze etmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; ne Saray’ın uzatılmış Meclis mesaileri ne de kripto odalarında hazırlanan bu pişmanlık ve tasfiye yasaları ezilenlerin yürüyüşünü durduramayacaktır. Gerçek adalet ve kurtuluş, meclis koridorlarında ya da saray masalarında değil; işçi sınıfının, Kürt halkının ve tüm ezilenlerin sokaklarda, barikatlarda ve devrimci mücadele mevzilerinde öreceği kendi öz örgütlü gücüyle kazanılacaktır!
