Devrimci Demokrasi: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Okurlarımıza kendinizden ve yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?
Hıdır Sabur: Ben Hıdır Sabur. 70 yaşındayım, sabıka kaydım yoktur. 6 aydır ev hapsindeyim. 2021 tarihinde kurulan Yeni Demokrasi Aileleri Derneği’nin (YDAD) başkanıyım. Derneğimiz, tutsak aileleri ve daha önce tutsak olmuş kişilerden oluşmaktadır. Amacımız, kanunlarda, anayasada ve uluslararası sözleşmelerde tanınan tutsak haklarını, yaşanan hak ihlallerini savunmak, ülke gündemine sokmak ve kamuoyuna duyurmaktır.
Devrimci Demokrasi: Son dönemde hakkınızda uygulanan ev hapsi cezası ve maruz kaldığınız yargısal tacizler kamuoyunun malumu. Bu süreç nasıl başladı, hangi gerekçelerle bu duruma getirildiniz? Detaylarını bizimle paylaşır mısınız?
Hıdır Sabur: 3 Şubat 2026 tarihinde, 2024 yılında ATILIM gazetesinin etkinliğine katıldığımdan dolayı 110 kişiyle beraber silahlı terör örgütüne üye olmaktan ev hapsi cezası ile cezalandırıldım. 500 kişinin katıldığı yasal bir etkinlikten, daha önce tutsak haklarından ve basın açıklamalarından tanıdıkları için ev hapsi ile cezalandırıldım.
Neden? Çünkü ben F tipi hapishanede kalan bir tutsağın babasıyım, tutsak haklarını savunan dernek başkanıyım. Basın açıklaması yaptığım için 3 kere ters kelepçeyle gözaltına alındım, 3 kerede beraat ettim. Şimdi de katıldığım yasal bir derginin etkinliğinden dolayı sesimizi kesmek, tutsak haklarını savunmamak için silahlı terör örgütüne üye olmaktan 6 aydır mahkemeye çıkmadan ev hapsindeyim.
Devrimci Demokrasi: Hapishanelerdeki hak ihlalleri pandemi süreciyle birlikte bambaşka bir boyut kazandı. İnfaz rejimindeki bu keyfiyete ve özellikle siyasi tutsaklara yönelik ayrımcı politikalara dair neler söylemek istersiniz?
Hıdır Sabur: Tutuklu ve hükümlülerin tabi tutuldukları 5275 sayılı İnfaz Kanunu vardı. Covid-19 hastalığının ortaya çıkmasıyla Mart 2020 tarihinden itibaren fiili olarak infaz kanunu bir tarafa bırakılarak, infaz kanununda olmayan bir ceza kanunu getirildi. Tutsaklar mutlak tecrit altına alınarak bütün hakları ellerinden alındı. İnfaz kanununa geçici bir madde eklenerek adı konulmamış bir afla topluma karşı suç işlemiş hırsızı, tacizcisi, uyuşturucu satıcısını, katili, mafyacısı 150 bin kişi serbest bırakılarak evlere gönderildi.
15 Nisan 2020 tarihinde politik tutsakların şartlı tahliyeden yararlanabilmesi için tüm yetkinin Cumhuriyet Savcısının bulunduğu Gözlem Kurulu oluşturuldu. Gözlem Kurulu, iyi halli değerlendirmediği politik tutsakların infazını yakarak ya da erteleyerek, açıkça devrimci tutsakların bırakılmayacağı bir mekanizma kurdu.
Halbuki Anayasa Madde 10 der ki: “Herkes din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.” YDAD’ın da içinde bulunduğu TDİ (Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi) olarak “İnfaz yakmalara son, Gözlem Kurulu kaldırılsın” sloganlarıyla Bakırköy Kadın Hapishanesi önünde, Kadıköy’de ve adliyeler önünde basın açıklamaları yaptık.
Devrimci Demokrasi: Hak arama mücadelesi yürüttüğünüz için sık sık polis saldırısına ve gözaltılara maruz kalıyorsunuz. Hasta tutsakların durumu ve anayasal hakların gaspı konusunda YDAD ve TDİ olarak nasıl bir tutum alıyorsunuz?
Hıdır Sabur: Pandemi bahanesiyle topluma karşı suç işlemiş mahkumları bırakırken; 1 hafta 10 gün içinde ölen Salih Tuğrul, Halil Güneş, Abdurrezak Suyur, Garibe Gezer’lerin hapishaneden cenazeleri çıkıyor ve hapishanelerde yüzlerce hasta tutsak bırakılmıyor. Bundan dolayı YDAD’ın içinde bulunduğu TDİ olarak Adli Tıp Kurumu önüne tabut bıraktık, basın açıklaması yaptık. “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın, hapishanelerde ölüme son verilsin” dedik. Bundan dolayı ters kelepçeyle gözaltına alındık, hakkımızda soruşturma başlatıldı ve sonunda beraat ettik.
Halbuki Anayasa Madde 34 der ki: “Herkes önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Biz Anayasa’nın uygulanmasını istiyoruz, bundan dolayı gözaltına alınıyoruz. 6 aydır mahkemeye çıkarmadan ev hapsinde tutuyorlar; “silahlı terör örgütü” kılıftır.
Devrimci Demokrasi: Hapishanelerdeki tecrit, hak gaspları ve bunlara karşı yürütülen mücadelenin kapsamı hakkında neler belirtmek istersiniz? Dernek olarak hangi ihlallere karşı ses yükseltiyorsunuz?
Hıdır Sabur: Bunların dışında, “Zulmün olduğu yerde direnmek meşrudur” diyerek YDAD’ın içinde bulunduğu TDİ olarak şu talepleri dile getirdik:
Hapishanelerde siyasi baskılara son verilsin.
İnfaz yakmalara son verilsin.
Hasta tutsaklar serbest bırakılsın, devrimci tutsaklara özgürlük tanınsın.
Kitap, sosyalist gazete ve dergi kısıtlamalarına son verilsin.
Çıplak arama işkencesine, tecrit işkencesine son verilsin.
Hücrelerin içini ve havalandırmaları gözetleyen kamera gözetleme sistemine son verilsin.
Disiplin ve hücre cezalarına, keyfi aramalara, sürgün sevklerine, gece baskınlarına, zorla yer değiştirmelere son verilsin.
Defterlere el konulmasına, mektup engellemelerine son verilsin.
Devrimci tutsak ailelerine finans sağlama adı altında tutuklama ve soruşturmalara son verilsin.
Hapishanelerdeki bu tip hak ihlallerine karşı YDAD ve TDİ olarak basın açıklaması yaptık, bildiri dağıttık, afiş astık. Bundan dolayı gözaltına alındık ve ev hapsi ile cezalandırıldım.
Devrimci Demokrasi: F tiplerinin ardından S tipi, Y tipi ve kuyu tipi hapishanelerle tecridin boyutu daha da derinleştirilmek isteniyor. Kuyu Tipleri Kapatılsın İnisiyatifi’nin çalışmaları ve bu süreçte hedef alınmanız hakkında neler söylemek istersiniz?
Hıdır Sabur: F tipi hapishanede tutsakları biat ettiremeyen egemenler, S tipi, Y tipi, yüksek güvenlikli kuyu tipi hapishaneler yapmaya başladı. 24 saat kamerayla gözetlenen, günde sadece 1 saat havalandırma hakkı olan, tamamen insandan soyutlanmış kuyu tipi hücrelerdir bunlar. YDAD’ın ve TDİ’nin de içinde bulunduğu 17 kurum bir araya gelerek “Kuyu Tipleri Kapatılsın İnisiyatifi”ni oluşturduk.
Mahallelerde, iş yerlerinde, pazarlarda, sokaklarda Kuyu Tipleri Kapatılsın İnisiyatifi adına bildiri, afiş ve Bakırköy meydanında basın açıklaması, miting gibi bir toplantı yapmıştık. “S tipleri, Y tipleri, kuyu tipleri kapatılsın”, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “İnfaz yakmalara son” sloganlarıyla 2 bine yakın tutsak ailesi, demokratlar, sosyalistler ve yurtseverler katılmıştı. Tutsak aileleri adına bana söz hakkı verilmişti ve uzun bir konuşma yapmıştım.
Konuşmamda; 15-16 Haziran büyük işçi direnişinden, 1977 1 Mayıs’ında 34 işçinin öldürülmesinden, 1980 12 Eylül darbesinden, gözaltına alınıp tutuklananlardan, 28 devrimcinin katledilmesinden, F tipi hapishanelere geçiş sürecinden, önceki hapishanelerin durumundan ve en son tutsakların S tipi, Y tipi, yüksek güvenlikli kuyu tipi hapishanelerin kapatılması hususundan bahsetmiştim. İşte oradaki konuşmalarımdan dolayı, 500 kişi arasından beni seçerek silahlı terör örgütüne üye olmakla suçladılar. Tutsak ailelerini susturmak, seslerini kesmek için mahkemeye çıkarmadan 6 aydır ev hapsinde tutuyorlar.
Devrimci Demokrasi: Son olarak kamuoyuna ve yetkililere çağrınız nedir? Tutsak aileleri olarak mücadelenizi hangi kararlılıkla sürdüreceksiniz?
Hıdır Sabur: Anayasa Madde 10, “Herkes din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir” diyor. Pandemi bahanesiyle topluma karşı suç işlemiş 150 bin mahkum serbest bırakıldı, şimdi de yine belli kesimlere af çıkarılıyor. Biz tutsak aileleri olarak anayasayı görevini yapmaya çağırıyoruz. Devrimci tutsaklar dahil bütün tutsaklara özgürlük diyoruz!
