TKP’NİN YEMEN ÇIKMAZI: “SAVAŞA HAYIR” DİYEREK EMPERYALİST SALDIRGANLIĞI VE HALKLARIN DİRENİŞİNİ EŞİTLEMEK MAHKÛM EDİLMELİDİR!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Burjuva siyasetinin milliyetçi histerilerle sermaye çıkarlarını savunduğu bir kesitte, kendisini “komünist” olarak tanımlayan TKP’nin Yemen’e yönelik emperyalist/gerici saldırılar ve Türkiye’nin bu saldırganlığa suç ortaklığı konusundaki son açıklaması (Mekke Anlaşması bağlamında), revizyonizmin ve ulusalcı-solculuğun ibretlik bir vesikası olarak karşımızda durmaktadır. TKP’nin açıklaması; ne ilk saldıranın Suudi gericiliği olduğunu, ne Yemen’de katledilen on binlerce insanı, ne de Husiler’in (Ensarullah) emperyalizme ve siyonizme karşı yürüttüğü meşru direnme hakkını zikretmektedir.

TKP’nin metni, sınıf mücadelesinin ve enternasyonalizmin somut gerçekliğinden kopuk, soyut ve içeriksiz bir “Savaşa Hayır” pasifizmine sığınmaktadır. Bu tutum, yalnızca bir siyasi körlük değil, aynı zamanda emperyalist saldırı altında direnen halkları mahkûm etmeye varan ideolojik bir savrulmadır.

Metinde geçen “Savaş savaştır… Bugün Türkiye… başka bir ülkeyi hedef alır; yarın biz hedef haline geliriz” şeklindeki argüman, burjuva pragmatizminin “bize dokunmasın”cı mantığıdır. Bu mantık, savaşı sınıfsal karakterinden koparır. Marks, Lenin ve Mao’nun öğrettiği üzere; ezilen halkların emperyalizme, sömürgeciliğe ve gericiliğe karşı yürüttüğü savaşlar haklı ve meşrudur. Sömürgeci güçlerin, emperyalist blokların (ABD-Suudi-Türkiye vb.) yürüttüğü savaşlar ise haksız ve gayri meşrudur.

TKP, bu iki savaş türü arasında ayrım yapmayarak, Yemen’de onur mücadelesi veren, açlığa ve ablukaya rağmen siyonizmin Kızıldeniz’deki can damarlarını kesen Ensarullah hareketini ve Yemen halkını, onları bombalayan Suudi gericiliği ve suç ortağı Ankara rejimi ile aynı kefeye koymaktadır. Bu, emperyalizme bilerek veya bilmeyerek hizmet etmektir. “Savaşa Hayır”ın somut karşılığı, Yemen’deki haklı direnişi desteklemek, Suudi ablukasının kırılması için mücadele etmek ve Ankara’nın bu suç ortaklığına karşı çıkmaktır; soyut bir barışseverlik değil!

Enternasyonalizm mi, Ulusal Çıkarcılık mı?

Açıklamanın bir diğer sorunlu boyutu da suç ortaklığını eleştirme biçimidir. Eleştiri, Yemen halkıyla enternasyonalist bir dayanışma temelinde değil, Ankara rejiminin “ABD politikalarına alet olması” ve “bizi tehlikeye atması” korkusu üzerinden kurulmaktadır. Mekke Anlaşması’nın emperyalist bir tasarım olduğu tespiti doğrudur, ancak bu anlaşmaya karşı çıkmanın ana gerekçesi “bizim hedef haline gelme ihtimalimiz” değil, bölge halklarına karşı kurulan gerici bir kumpas olmasıdır.

Bizim MLM perspektifimiz nettir: Ankara’nın Yemen halkına yönelik saldırganlığa dahil olması, Türk ve Kürt emekçilerinin çıkarına değildir; ancak bu suç ortaklığına karşı çıkarken, kendi egemenlerimizin “hata yapması” veya “tehlikeye girmesi” kaygısı güdülmez. Egemenlerin savaşına karşı sınıf savaşımı yükseltilir.

Sonuç: TKP’nin Sınıf İşbirlikçi Hattı Mahkûm Edilmelidir

Yemen halkı, onur savaşı vermektedir. Filistin halkına verilen somut destek nedeniyle emperyalist uçaklar tarafından bombalanmaktadırlar. Bu gerçeklik karşısında, “Savaş savaştır” diyerek soyut bir pasifizme sığınmak, devrimci ahlakla bağdaşmaz. TKP’nin bu açıklaması, halkların direniş hakkını inkâr eden, revizyonist ve ulusal-solcu çizgiyi ifşa etmektedir.

Bizler, TKP’nin bu sınıf işbirlikçi ve halkların direnişine sırt dönen tutumunu mahkûm ediyoruz. Ezilen halkların haklı ve meşru savaşları, emperyalizme karşı birleşik mücadelenin parçasıdır.

– Kahrolsun Emperyalizm ve Suudi-Ankara Gericiliği!

– Yaşasın Yemen Halkının Haklı Direnişi!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.