Kapitalist-emperyalist sistem, tarihinin en derin, en çoklu ve krizlerle malul döneminden geçiyor. Savaşlar, yoksulluk, kamusal hakların gaspı, iklim felaketleri ve tırmanan sömürü dalgası emperyalist metropolleri de sarmalamış durumda. Fransa’dan yükselen barikatlar, yalnızca yerel bir öfkenin değil; küresel çapta ezilen halkların, gençliğin ve işçi sınıfının sisteme karşı duyduğu derin güvensizliğin ve başkaldırının açık birer ifadesidir. Sokaklar, sermayenin diktatörlüğüne karşı devrimci birer mevziye dönüşmektedir.
LİSELİLER, İŞÇİLER, İTFAİYECİLER: BİRLEŞİK MÜCADELE BİR-İKTİDAR ÇAĞRISIDIR
Fransa’da liselilerin öncülüğünde fitili ateşlenen eylemler, eğitimin piyasalaştırılmasına, kalabalık sınıflara, öğretmen eksikliğine ve geleceksizlik dayatmasına karşı meşru bir tepki olarak başladı. Ancak bu öfke okul duvarlarında hapsolmadı; kısa sürede işçilerin, kamu emekçilerinin, itfaiyecilerin ve Sarı Yelekliler geleneğinden gelen ezilenlerin katılımıyla devrimci bir nitelik kazandı.
Eğitimdeki Kriz ve Geleceksizlik: Gençlik, geleceğinin sermayenin kâr hırsına kurban edilmesine karşı barikat kuruyor. Okullardaki yetersiz koşullar ve piyasa merkezli eğitim politikaları, gençleri sistemin yapısal krizleriyle doğrudan yüzleştiriyor.
Emekçilerin ve İtfaiyecilerin Direnişi: Hayat pahalılığına, sefalet ücretlerine ve çalışma koşullarının kötüleşmesine karşı işçiler ve itfaiyeciler sokakları dolduruyor. Her sokak başı, emek sömürüsüne karşı yükselen bir sınıf direnişinin alanına dönüşüyor.
Sınıf Dayanışması: Liselilerin yalnız olmadığı, işçi sınıfı ve kamu emekçileriyle kurulan bu ortak barikatlarla bir kez daha kanıtlanıyor. Emperyalist sistemin sunduğu yoksulluk tablosuna karşı en güçlü yanıt, ezilenlerin birleşik fiilî ve meşru mücadeledir.
BURJUVA MEDYANININ ASAYİŞ DEMAGOJİLERİ DEVRİMCİ ÖFKEYİ GÖLGELEYEMEZ!
Kapitalist devletin kolluk kuvvetleri ve yandaş medya, her hak arama eyleminde olduğu gibi bugün de asayiş ve şiddet argümanlarına sarılmaktadır. Çatışmaları, yangınları ve mülkiyet tartışmalarını öne çıkararak kitlelerin haklı taleplerini ve sistemin yarattığı şiddeti örtbas etmeye çalışmaktadırlar.
Ancak bizzat sistemin kendisi halka şiddet uygulamaktadır: Açlık sınırındaki maaşlar, niteliksizleştirilen kamu hizmetleri, geleceksizliğe mahkûm edilen gençlik ve polis şiddeti asıl büyük şiddet sarmalını oluşturmaktadır. Ezilenlerin sokağa taşıdığı öfke, bu sömürü düzenine karşı meşru bir özsavunma ve hak arama enerjisidir.
DÜNYA ÖLÇEĞİNDE EMPERYALİST KRİZ VE DEVRİMCİ GELECEK
Fransa’da yaşananlar izole bir olay değildir. Dünyanın dört bir yanında halklar, emperialist-kapitalist barbarlığa karşı ayaktadır. Sermayenin krizinin faturasını emekçilere ödetmek isteyenlere karşı tek çare, ulusal sınırları aşan devrimci bir dayanışma ve ortak mücadele hattını örmektir.
Tek günlük patlamalar ya da geçici tepkiler, kalıcı kurtuluş için yeterli değildir. Önemli olan, bu birleşik öfkeyi bilinçli, örgütlü ve sürekli bir devrimci hatta dönüştürmektir. Liselilerin, işçilerin ve ezilenlerin ortak mücadelesi, emperyalist-kapitalist sisteme ve onun sömürü çarklarına karşı geleceği kendi ellerimizle kurma irademizin temelidir.
Yaşasın halkların birleşik mücadelesi!
Sermayeye karşı barikat, sömürüye karşı devrim!
