GAZZE’DE “BARIŞ PLANI” MASADA, İSRAİL SALDIRILARI SÜRÜYOR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD DİPLOMASİSİ GAZZE’Yİ MASADA PAYLAŞIRKEN, İSRAİL SAHADA İŞGALİ SÜRDÜRÜYOR

DEVRİMCİ DEMOKRASİ – DÜNYA / HABER-YORUM

Gazze’de savaşın sona erdirilmesi iddiasıyla yürütülen diplomatik girişimler yeniden hareketlendi. ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcisi Jared Kushner, 16 Ağustos’ta Kahire’de Hamas temsilcileriyle görüştükten sonra 17 Ağustos’ta Kudüs’te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir araya geldi.

Kushner’in Kahire görüşmesinde Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucularla da temas kurduğu bildiriliyor. Görüşmelerin merkezinde Trump yönetiminin Gazze için hazırladığı 15 maddelik plan bulunuyor. Plan; ateşkes, Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail ordusunun Gazze’den aşamalı çekilmesi ve bölgenin yeniden yapılandırılmasını öngörüyor. Hamas plana olumlu yaklaşırken Netanyahu yönetimi, İsrail askerlerinin çekilmesinden önce Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını şart koşuyor. 

İsrail ordusu ise diplomatik görüşmelere rağmen Gazze’deki askeri faaliyetlerini sürdürüyor. İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 60’ını kontrol ettiği bildiriliyor. 

Trump’ın temsilcisinin bir gün Hamas’la, ertesi gün Netanyahu’yla görüşmesi, Washington’ın bölgedeki diplomatik trafiği doğrudan kontrol etmeye çalıştığını gösteriyor.

EMPERYALİZMİN “BARIŞI” HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR

Gazze’de bugün yaşanan temel çelişki açıktır:

Masada “barış” konuşuluyor, sahada işgal devam ediyor.

ABD, bir taraftan ateşkes planının mimarı ve arabulucusu görüntüsü veriyor; diğer taraftan İsrail’in arkasındaki temel emperyalist güç olmayı sürdürüyor.

Bu nedenle Trump’ın “barış planı”nı Filistin halkının özgürleşmesiyle eşitlemek mümkün değildir.

Washington’ın temel hesabı, Gazze’de savaşın yarattığı yeni güç dengelerini kendi denetimi altında kalıcı bir siyasi düzene dönüştürmektir. Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in çekilmesi, Gazze’nin yönetimi ve yeniden inşası gibi başlıkların tamamı Filistin halkının kendi bağımsız iradesinden çok ABD ve bölgesel güçlerin masasında belirlenmeye çalışılıyor.

Netanyahu’nun tutumu ise İsrail devletinin hedefini açık ediyor: Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması ve İsrail’in güvenlik kontrolünün korunması.

Dolayısıyla ortada yalnızca bir ateşkes pazarlığı değil, Gazze’nin savaş sonrasında kimin denetiminde olacağına ilişkin bir güç mücadelesi vardır.

Filistin halkının kurtuluşu ne Netanyahu’nun işgalinde ne de Trump’ın emperyalist “barış planında” aranabilir.

Filistin halkının geleceğine Washington, Tel Aviv veya bölgesel güçler değil, Filistin halkının kendisi karar vermelidir.

Emperyalistlerin çizdiği sınırlar içinde “barış” değil, halkların özgür iradesine dayanan gerçek bir çözüm gerekir.

İşgale, emperyalizme ve siyonist sömürgeciliğe karşı Filistin halkının direnişi meşrudur!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.