İSTANBUL BAROSU’NDA LGBTİ+ DÜŞMANLIĞI VE ŞOVENİST PROVOKASYON!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nda LGBTİ+ bayraklarının açılması ve karşılıklı sloganların ardından yumruklu kavga çıktı. 24 Ekim’de Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen genel kurula olaylar nedeniyle 15 dakika ara verildi.

Bağımsız Avukatlar Grubu başkan adayı Arife Gökkaya Dinç’in konuşmasının ardından bazı avukatlar LGBTİ+ bayrakları açarak “Nefrete inat, yaşasın hayat” sloganını attı. Başka bir grubun “Kahrolsun PKK” sloganıyla karşılık vermesi üzerine başlayan tartışma fiziksel arbedeye dönüştü. Genel kurulun devamında Cumhuriyetçi Güç Birliği adayı Ümit Kocasakal’ın konuşması sırasında Türk bayrağı açıldı; “Ne mutlu Türk’üm diyene” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atıldı.

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ŞOVENİST TEPKİLERİN HEDEFİ OLAMAZ!

İstanbul Barosu’nda yaşananlar, bir meslek örgütünün genel kurulunu aşan siyasal ve ideolojik gerilimleri açığa çıkardı. LGBTİ+ bayrağı üzerinden yükselen tepkiler, karşılıklı sloganlar ve yumruklu kavga, temel hak ve özgürlükler sorununun nasıl çatışma zeminine çekildiğini gösterdi.

LGBTİ+ bireylerin eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı talebi, milliyetçi sloganlarla bastırılabilecek bir hak talebi değildir. Bir grubun haklarını savunmasını hedef alan dışlayıcı tutumlar, demokratik tartışmanın değil, ayrımcılığın ve tahammülsüzlüğün ifadesidir. Siyasal gerilimleri yumruklaşmaya taşıyan hiçbir müdahale de demokratik tartışmanın yerini tutamaz.

“Kahrolsun PKK” sloganının LGBTİ+ bayraklarına karşılık olarak atılması, farklı siyasal meselelerin birbirine bağlanarak ortamın gerilmesine yol açtığını ortaya koydu. Türk bayrağı ve ulusalcı sloganlar etrafında gelişen gösteriler de baro genel kurulunun siyasal mücadelelerin sahnesine dönüştüğünü gösterdi.

Devrimci Demokrasi olarak, ayrımcılığa, nefret söylemine ve şovenist baskılara karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesini savunuyoruz. LGBTİ+ bireylerin hakları, siyasal hesaplaşmaların hedefi yapılamaz; hiçbir kimlik, inanç veya düşünce nedeniyle insanlar baskıya ve şiddete maruz bırakılamaz.

Bu duruşun sloganı açıktır: Nefrete inat, yaşasın hayat!

Mesele yalnızca kimin hangi bayrağı açtığı değil; ezilenlerin hak ve özgürlüklerinin, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün hangi siyasal anlayışla savunulduğudur. Baroların bağımsızlığı ve demokratik niteliği, yalnızca seçim sandığıyla değil, hak ve özgürlüklerin kararlılıkla savunulmasıyla anlam kazanır. Hukukçuların genel kurulunda yumrukların konuşması, demokratik tartışma zeminini zedeler. İhtiyaç duyulan; şovenist ve dışlayıcı tepkilere karşı eşitliği, özgürlüğü ve ayrımcılığa karşı mücadeleyi esas alan tutarlı bir demokratik duruştur.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.