ABD’DE TRUMP’A AĞIR SEÇİM DARBESİ: DEMOKRATLAR SENATO’YU KAZANDI, MECLİS ÇOĞUNLUĞU İÇİN YARIŞ SÜRÜYOR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Teksas, Kansas ve Güney Carolina gibi Cumhuriyetçi kalelerde tarihi kayıplar; ekonomik hoşnutsuzluk ve Trump politikalarına tepki sandığa yansıdı

ABD’de 3 Kasım 2026’da yapılan ara seçimler, Donald Trump yönetimi ve Cumhuriyetçi Parti açısından ağır bir siyasal yenilgiye dönüştü. Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elindeki Senato çoğunluğunu ele geçirdi. Temsilciler Meclisi’nde de önemli sayıda sandalye kazanan Demokratlar, çoğunluğu elde etmeye yaklaştı. Ancak seçim sonuçlarının açıklandığı 4 Kasım sabahı itibarıyla Meclis çoğunluğu henüz kesinleşmiş değildi.

Seçimin en çarpıcı sonuçları, uzun yıllardır Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu Teksas, Kansas ve Güney Carolina gibi eyaletlerde ortaya çıktı. Demokratlar yalnızca Kongre’de değil, valilik yarışlarında da önemli kazanımlar elde etti. Bu tablo, Trump’ın ikinci döneminin ortasında yönetimine yönelik toplumsal hoşnutsuzluğun genişlediğini gösteren güçlü bir seçim sonucu olarak değerlendiriliyor.

SENATO’DA TARİHİ DEĞİŞİM: CUMHURİYETÇİ ÇOĞUNLUK SONA ERDİ

Seçim öncesinde Senato’da Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahipti. Demokratlar 45 sandalye ve kendileriyle birlikte hareket eden iki bağımsız senatörle azınlıktaydı. Senato’nun 100 sandalyesinden 35’i 3 Kasım seçimlerinde yenilendi.

Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elindeki kritik eyaletlerde kazandıkları zaferlerle Senato çoğunluğunu elde etti. Seçimin öne çıkan sonuçları şöyle:

– Teksas: Demokrat James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı mağlup etti. Böylece Demokratlar 1988’den bu yana ilk kez Teksas’tan bir senatör çıkardı.

– Kansas: Demokrat Adam Hamilton, Cumhuriyetçi görevdeki senatör Roger Marshall’ı yenerek 1932’den bu yana eyaletten seçilen ilk Demokrat senatör oldu.

– Güney Carolina: Demokrat Annie Andrews, Cumhuriyetçi Darline Graham karşısında zafer kazandı.

– Kuzey Carolina: Eski vali Roy Cooper, Cumhuriyetçi Michael Whatley’yi yenerek Senato koltuğunu Demokratlara kazandırdı.

– Ohio: Demokrat Sherrod Brown, Cumhuriyetçi görevdeki senatör Jon Husted’ı mağlup ederek koltuğu geri aldı.

– Iowa: Demokrat Josh Turek, Cumhuriyetçi Ashley Hinson’ı yenerek Cumhuriyetçilerin elindeki koltuğu kazandı.

– Maine: Demokrat Troy Jackson, uzun yıllardır görev yapan Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i mağlup etti.

Bu sonuçlar, Cumhuriyetçilerin Senato’daki üstünlüğünün sona erdiğini ortaya koydu. Özellikle Trump’ın 2024 başkanlık seçiminde güçlü oy aldığı eyaletlerde Demokratların kazanması, seçim gecesinin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu.

TEKSAS’TA ÇİFTE YENİLGİ: HEM SENATO HEM VALİLİK DEMOKRATLARA GEÇTİ

Seçimin en sembolik sonuçlarından biri Teksas’ta yaşandı.

Demokrat James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı yenerek eyaletin Senato temsilciliğini kazandı. Aynı eyalette Demokrat vali adayı Gina Hinojosa da üç dönemdir görevde bulunan Cumhuriyetçi Greg Abbott’ı mağlup etti.

Hinojosa’nın zaferi iki açıdan tarihî önem taşıyor: Teksas’ta 1990’lı yıllardan bu yana ilk kez bir Demokrat vali seçildi ve Hinojosa eyalet tarihinin ilk Latin kökenli kadın valisi oldu.

Hinojosa kampanyasında hayat pahalılığı, yolsuzluk iddiaları ve büyük teknoloji şirketlerinin enerji tüketimi yüksek veri merkezlerinin yaygınlaşmasına karşı çıktı. Cumhuriyetçi kampanyanın yüksek harcamalarına rağmen Demokrat adayın kazanması, para ve örgütlü kampanya gücünün seçmen hoşnutsuzluğunu her koşulda bastıramadığını gösterdi.

Teksas, 2024 başkanlık seçiminde Trump’ın çift haneli farkla kazandığı eyaletlerden biriydi. Bu nedenle sonuç, Cumhuriyetçiler açısından yalnızca iki önemli makamın kaybı değil, geleneksel seçim coğrafyalarının da değişebildiğini gösteren önemli bir gelişme oldu.

KANSAS’TAN IOWA’YA: CUMHURİYETÇİ KALELERDE SANDIK TEPKİSİ

Kansas’ta Adam Hamilton’ın zaferi, eyaletin siyasal tarihinde yaklaşık 94 yıllık bir dönemin ardından yaşanan önemli bir kırılma olarak kayda geçti. Demokrat Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall’ı geride bıraktı.

Seçim takip verilerine göre Hamilton oyların yüzde 56,96’sını, Marshall ise yüzde 41,27’sini aldı. Bu sonuç, Trump’ın 2024’te Kansas’ı yaklaşık 16 puan farkla kazanmış olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir siyasal yön değişimine işaret ediyor.

Iowa’da Josh Turek’in zaferi de benzer biçimde önem taşıyor. Trump’ın 2024’te yaklaşık 13 puan farkla kazandığı eyalette Demokrat aday, Cumhuriyetçilerin elindeki Senato koltuğunu aldı.

Güney Carolina, Ohio ve Kuzey Carolina’daki sonuçlarla birlikte bu gelişmeler, Demokratların seçim başarısının yalnızca geleneksel Demokrat eyaletlerle sınırlı kalmadığını ortaya koydu.

VALİLİKLERDE DE CUMHURİYETÇİ KAYIPLAR

Demokratların kazanımları Senato ile sınırlı kalmadı. Valilik yarışlarında da Cumhuriyetçilerin elindeki önemli makamlar el değiştirdi.

– Georgia’da Keisha Lance Bottoms,

– Ohio’da Amy Acton,

– Iowa’da Rob Sand,

– Teksas’ta Gina Hinojosa

valilik yarışlarını kazanarak Demokratların yönettiği eyaletlerin sayısını artırdı.

Teksas’taki Hinojosa zaferi, hem eyaletin uzun yıllardır süren Cumhuriyetçi yönetimi açısından hem de Latin kökenli kadınların siyasal temsili bakımından tarihî bir sonuç oldu.

SEÇMEN NEDEN TRUMP’A TEPKİ GÖSTERDİ? RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?

Associated Press (AP) tarafından seçim ortaklarıyla gerçekleştirilen AP Voter Poll araştırması, seçmen davranışının arka planına ilişkin önemli veriler ortaya koydu.

Araştırmanın öne çıkan bulguları şöyle:

– Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ABD ekonomisinin durumunu “iyi değil” veya “kötü” olarak değerlendirdi.

– Yaklaşık her 10 seçmenden 8’i enflasyonun hanelerinde orta veya ağır düzeyde ekonomik sıkıntı yarattığını belirtti.

– Seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ı Trump’ın ülkenin çıkarlarından çok kişisel çıkarlarına öncelik verdiğini düşündüğünü söyledi.

– Yaklaşık yüzde 60’ı Trump’ın başkanlık görevini yürütme biçimini onaylamadığını belirtti.

– Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü Kongre’nin görevini yerine getirme biçimini onaylamadığını ifade etti.

– Yaklaşık her 10 seçmenden 4’ü Kongre seçimlerinde Trump’a muhalefet etmek amacıyla oy kullandığını söyledi.

– 30 yaş altındaki seçmenlerin yaklaşık yüzde 70’i Temsilciler Meclisi yarışlarında Demokrat adayları destekledi.

Araştırmaya göre ekonomi, seçmenlerin yaklaşık yüzde 40’ı için ülkenin en önemli sorunu oldu. Demokrasinin durumu ise yaklaşık yüzde 30’luk kesim tarafından en önemli sorun olarak gösterildi. Göç ve sağlık politikalarını en önemli mesele olarak belirtenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 10 düzeyindeydi.

Yolsuzluk ve hayat pahalılığı da seçim tercihlerini belirleyen başlıca konular arasında yer aldı. Seçmenlerin yaklaşık yarısı bu iki başlığı Kongre seçimlerinde oy tercihi açısından “belirleyici” olarak tanımladı. İran savaşı ve göç politikaları da tartışılan konular arasındaydı.

Bu veriler, Demokratların başarısının yalnızca parti propagandasıyla açıklanamayacağını; ekonomik sıkışma, yönetimden duyulan hoşnutsuzluk ve demokratik kurumlara ilişkin kaygıların da sandık davranışında etkili olduğunu gösteriyor.

TEMSİLCİLER MECLİSİ: DEMOKRATLAR ÇOĞUNLUĞA YAKLAŞTI

Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı seçimde yenilendi. Seçim öncesinde Cumhuriyetçiler 218, Demokratlar 214 sandalyeye sahipti; bir bağımsız üye Cumhuriyetçilerle birlikte hareket ediyor, iki sandalye ise boş bulunuyordu.

AP’nin 4 Kasım sabahı yayımladığı sonuçlara göre Demokratlar Meclis’te iki düzineye yakın sandalyeyi Cumhuriyetçilerden aldı ve çoğunluğu kazanmaya yaklaştı. Ancak yarışların tamamı kesinleşmediği için Temsilciler Meclisi’nin yeni çoğunluğu henüz resmen netleşmiş değildi.

Meclis çoğunluğunun da Demokratlara geçmesi halinde Trump yönetimi, başkanlığının son iki yılında Kongre’nin iki kanadında da muhalefet çoğunluğuyla karşı karşıya kalacak. Bu durum bütçe, yasama, yönetim denetimi ve üst düzey atamalar üzerindeki siyasal mücadeleyi daha da sertleştirebilir.

TRUMP YÖNETİMİNİN ÖNÜNDEKİ İKİ YIL: KONGRE DENETİMİ VE SİYASAL ÇATIŞMA

Demokratların Senato’yu kazanması, Trump yönetiminin hareket alanını önemli ölçüde değiştirecek. Senato, federal yargıçların ve üst düzey yönetim görevlilerinin onaylanmasında belirleyici yetkiye sahip. Yeni çoğunluk, yönetimin atamalarını engelleyebilir veya geciktirebilir.

Demokratlar ayrıca Kongre komiteleri üzerinden Trump yönetiminin politikalarını, İran savaşını, sınır dışı etme uygulamalarını ve yönetim çevresindeki yolsuzluk iddialarını daha yakından incelemeyi planlıyor.

Trump ise seçim yenilgisini kişisel bir başarısızlık olarak görmediğini açıkladı; Demokratların kampanyalarını başarılı bulduğunu söylerken Cumhuriyetçi adayları suçladı. Bununla birlikte Demokratların hazırladığı yasaları veto edeceğini de duyurdu.

Bu tablo, ABD’de yürütme ile yasama arasındaki siyasal çatışmanın önümüzdeki dönemde yoğunlaşacağına işaret ediyor.

SANDIKTAKİ TEPKİ, SİSTEMİN AŞILMASI ANLAMINA GELMİYOR

ABD seçimlerinde ortaya çıkan sonuç, Amerikan toplumundaki ekonomik ve siyasal hoşnutsuzluğun önemli bir göstergesidir. Hayat pahalılığı, enflasyon, yolsuzluk algısı, savaş politikaları ve Trump yönetiminin otoriter uygulamalarına yönelik tepkiler, Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu eyaletlerde dahi seçim sonuçlarını değiştirebildi.

Ancak bu gelişmeyi doğrudan kapitalist-emperyalist sistemin aşılması veya emekçi halkların iktidar mücadelesinde yeni bir aşamaya geçilmesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti, farklı toplumsal tabanlara, siyasal söylemlere ve yönetim tarzlarına sahip olsalar da ABD kapitalist düzeninin iki büyük siyasal partisidir.

Trump yönetiminin göçmenlere yönelik sert politikaları, milliyetçi söylemi, ekonomik tercihleri ve İran savaşı üzerinden yürüttüğü politikalar seçmen tepkisinin önemli başlıklarını oluşturdu. Demokratların seçim başarısı ise bu hoşnutsuzluğun büyük ölçüde mevcut iki partili siyasal sistem içinde ifade edildiğini gösteriyor.

Demokratların Senato çoğunluğunu kazanması, Trump yönetiminin bazı politikalarını sınırlandırabilir; yönetim üzerinde daha güçlü bir Kongre denetimi kurulmasına yol açabilir. Fakat bu sonuç, ABD’nin emperyalist dış politikasında, askerî harcamalarında, küresel sermaye çıkarlarında ve kapitalist üretim ilişkilerinde kendiliğinden köklü bir değişim yaratmaz.

Nitekim seçim öncesinde de ABD’nin Ortadoğu, İran ve Çin politikaları iki parti arasındaki rekabetin ötesinde, devletin küresel güç ve çıkar hesaplarıyla şekilleniyordu. Bu nedenle seçim sonuçlarını değerlendirirken hükümet değişikliği, Kongre çoğunluğu ve sistemin yapısal devamlılığı arasındaki farkı gözetmek gerekiyor.

ABD’de emekçi sınıfların ekonomik talepleri, göçmenlerin hakları, ırkçılığa karşı mücadele, savaş karşıtlığı ve demokratik özgürlükler, iki partili rekabetin ötesinde toplumsal ve siyasal mücadele alanları olarak varlığını sürdürüyor.

SONUÇ: TRUMP’A TEPKİ GÜÇLENDİ, SİSTEMİN GELECEĞİNE İLİŞKİN MÜCADELE SÜRÜYOR

3 Kasım seçimleri, Trump yönetiminin ikinci döneminin ortasında karşılaştığı en ağır siyasal yenilgilerden biri oldu. Senato’nun Demokratlara geçmesi, Teksas ve Kansas gibi Cumhuriyetçi kalelerde yaşanan tarihî sonuçlar ve valiliklerdeki değişim, ABD siyasetinde önemli bir güç kaymasına işaret ediyor.

Ancak seçim sandığında ortaya çıkan tepki ile kapitalist-emperyalist sistemin yapısal dönüşümü aynı şey değildir. Demokratların Kongre’de güç kazanması, Trump yönetiminin hareket alanını daraltabilir; fakat ABD’nin ekonomik ve askerî egemenlik düzeninin temel karakterini tek başına değiştirmez.

Seçim sonuçlarının asıl gösterdiği, Amerikan toplumunda ekonomik eşitsizlik, hayat pahalılığı, savaş politikaları ve siyasal yönetim biçimi üzerinden büyüyen hoşnutsuzluktur. Bu hoşnutsuzluğun önümüzdeki dönemde hangi toplumsal ve siyasal mücadele biçimlerine dönüşeceği ise seçim sonuçlarından ayrı olarak izlenmesi gereken temel başlıklardan biridir.

Yayıma ilişkin önemli not: Temsilciler Meclisi çoğunluğunu kesinleşmiş gibi yazmadım. AP’nin 4 Kasım sabahı haberinde Demokratların Senato’yu aldığı, Meclis’te ise çoğunluğa yaklaştığı belirtiliyor. Bu ayrım haberin doğruluğu açısından önemli.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.