AB’DE “ÖNCE AVRUPA” HAMLESİ: EMPERYALİST REKABET DERİNLEŞİYOR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Avrupa Birliği, küresel ekonomik rekabette kendi sermayesini korumaya dönük yeni bir adım attı. Avrupa Komisyonu 9 Eylül’de, kamu ihalelerine ilişkin kuralların değiştirilmesini önerdi. Yaklaşık 2,5 trilyon avroluk, yani AB ekonomisinin yaklaşık yüzde 15’ine denk gelen kamu alımları artık yalnızca “en ucuz teklif” mantığıyla değerlendirilmeyecek. Yeni düzenlemeyle Avrupa şirketlerine ve Avrupa içeriği yüksek ürünlere öncelik verilmesinin önü açılırken, bazı koşullarda AB dışından gelen tekliflerin dışlanabilmesi de mümkün olacak.

Brüksel’in özellikle Çinli şirketlerin düşük maliyetli ve devlet destekli ürünleri karşısında Avrupa sanayisinin gerilemesinden kaygı duyduğu belirtiliyor. Yeni kurallar, stratejik sektörlerde tedarik zincirlerinin, siber güvenliğin ve dışa bağımlılığın da dikkate alınmasını öngörüyor. Kamu ihalelerinde bazı durumlarda yüzde 50’den az Avrupa içeriğine sahip tekliflerin dışlanabilmesinin önü açılırken, düzenleme henüz yasa değil; Avrupa Parlamentosu ve üye devletlerin onayından geçmesi gerekiyor.

Bu hamle, Avrupa Birliği’nin ekonomik politikasında önemli bir yön değişikliğini gösteriyor. Yıllarca “serbest piyasa”, “serbest ticaret” ve “rekabet” söylemini öne çıkaran Brüksel, emperyalist rekabetin sertleştiği koşullarda kendi sermayesini korumak için gümrük duvarlarından kamu ihalelerine kadar uzanan bir korumacılık hattı geliştiriyor.

Çünkü emperyalist devletler için “serbest piyasa”, sermayeleri güçlüyken savunulan bir ilkedir. Rakip sermayeler güç kazandığında ise aynı devletler kendi pazarlarını korumaya yönelir.

Bugün Avrupa’nın karşısındaki en önemli rakiplerden biri Çin’dir. AB’nin Çin’le ticaret açığı 2025’te 360,6 milyar avroya ulaşırken, 2026’nın ilk yarısında açık daha da büyüdü. Elektrikli araçlardan bataryalara, makinelerden kritik hammaddelere kadar birçok alanda rekabet kızışıyor.

“AVRUPA’YI KORUYALIM” DİYENLER ASLINDA KİMİ KORUYOR?

İşte meselenin düğüm noktası burada.

Brüksel “Avrupa’yı korumaktan” söz ediyor. Fakat korunmak istenen Avrupa işçisi değil, Avrupa sermayesidir.

2,5 trilyon avroluk kamu harcamasının Avrupa şirketlerine yönlendirilmesi, sermayeye devasa bir pazar ve yatırım alanı açıyor. Devlet bütçeleri, emperyalist rekabette Avrupa tekellerinin elini güçlendirecek bir araca dönüştürülüyor.

Burjuvazi bunu “stratejik özerklik”, “ekonomik güvenlik” ve “Avrupa’nın rekabet gücü” olarak adlandırıyor.

İşçi sınıfı açısından ise bunun anlamı açıktır:

Kapitalist devlet, kendi sermayesini dünya pazarındaki rakiplerine karşı güçlendirmektedir.

Çin sermayesi Avrupa pazarında büyüyor; Avrupa sermayesi buna karşı kendi pazarını tahkim ediyor. ABD kendi şirketlerini koruyor; Çin devlet destekli sanayisini büyütüyor. Emperyalist güçler dünya pazarlarını, teknolojiyi, enerjiyi ve stratejik hammaddeleri paylaşmak için giderek daha sert bir mücadele yürütüyor.

Ve her defasında işçilerden “ulusal çıkar” adına kendi burjuvazilerinin arkasında saf tutmaları isteniyor.

Hayır!

Avrupa işçisinin çıkarı Avrupa sermayesinin çıkarı değildir. Çin işçisinin çıkarı Çin sermayesinin çıkarı değildir. ABD işçisinin çıkarı Amerikan tekellerinin çıkarı değildir.

İşçilerin gerçek çıkarı, hangi ülkenin bayrağı altında olursa olsun emeğini sömüren sermayeye karşı birleşmektir.

Bugün Brüksel’in “Önce Avrupa” politikası, emperyalist rekabetin yeni bir aşamasını gösteriyor. Serbest ticaret söyleminin yerini giderek korumacılık, ekonomik milliyetçilik ve stratejik sektörler üzerindeki mücadele alıyor.

Bu nedenle mesele yalnızca Çin ile Avrupa arasındaki ticaret açığı değildir. Asıl mesele, dünyanın emperyalist güçler tarafından yeniden paylaşılması ve bunun ekonomik yükünün işçi sınıfına aktarılmasıdır.

Emperyalist bloklar arasındaki rekabet derinleşirken devrimci proletaryanın görevi, bu bloklardan birinin kuyruğuna takılmak değil, kendi bağımsız sınıf hattını yükseltmektir.

Kapitalistlerin “Avrupa’sına” karşı işçilerin enternasyonal birliği!

Emperyalist rekabete karşı proletarya enternasyonalizmi!

Sermayenin çıkarları değil, işçi sınıfının çıkarları!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.