Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde (Kürkçüler) bulaşıcı hastalık, verem vakası ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre en az dört tutsakta Tüberküloz (verem) teşhisi konulurken, hak savunucuları hastalığın “ağız içi arama” dayatması ve yetersiz hijyen nedeniyle yayıldığını iddia ediyor.
Hapishanelerden gelen hak ihlali haberlerine bir yenisi, halk sağlığını tehdit eden boyutta eklendi. Adana F Tipi Hapishanesi’nde tutulan dört tutsağın verem hastalığına yakalandığı, ancak sevk ve tedavi süreçlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle hastalığın diğer tutsaklara bulaşma riskinin arttığı bildirildi.
Meclis Gündemine Taşındı
Konuyu Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na taşıyan DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, hapishanelerdeki sağlık koşullarının alarm verdiğini belirtti. Öcalan’ın başvurusuna göre, teşhis konulan tutsakların izolasyon süreçleri belirsizliğini korurken, hastaneye sevk edilmek istenen tutsaklara “ağız içi arama” gibi onur kırıcı uygulamaların dayatıldığı, bunu kabul etmeyenlerin ise tedavi haklarından mahrum bırakıldığı öne sürüldü.
Hijyen ve Tecrit Kıskacı
Hapishaneden gelen haber detaylarında yer alan çarpıcı iddialar sadece hastalıkla sınırlı değil:
• Temizlik Sorunu: Tutsakların temizlik malzemelerine ulaşmakta zorluk çektiği, musluk sularının içilemez nitelikte olduğu ve tutsaklar arasında bulaşıcı hastalıklar için “uygun zemin” hazırladığı belirtiliyor.
• Spor Hakkı Kısıtlaması: Ocak 2026 itibarıyla haftada bir olan spor hakkının, “yoğunluk” gerekçesiyle ayda bire düşürülmesi, tutsakların bağışıklık sistemini ve psikolojik sağlığını vuran bir diğer etken olarak kayıtlara geçti.
Uzmanlar Uyarıyor: “Hapishane Duvarlarını Aşar”
Tüberküloz, sadece hapishane içindeki tutsakları değil, oradaki personeli ve dolayısıyla dışarıdaki toplumu da tehdit eden bir hava yolu hastalığıdır. Sağlık örgütleri, bağımsız heyetlerin Kürkçüler Hapishanesi’ne girerek acil bir tarama yapması gerektiğini vurguluyor.
Kürkçüler’de yaşananlar, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda yaşam hakkı ihlalidir. Verem gibi 19. yüzyılın “beyaz ölüm” olarak anılan hastalığının 2026 yılında yüksek güvenlikli bir hapishanede ortaya çıkması, infaz sistemindeki yapısal sorunları yeniden tartışmaya açıyor.
PŞTA’dan Açıklama
Adana F Tipi’ndeki Verem Vakaları Araştırılsın, Tutsakların Tedavilerinin Önündeki Engeller Kaldırılsın!” başlıklı açıklamanın tamamı şöyle:
Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan evladımız Ünal Yiğit’te, verem başlangıcını bildiren lezyonlara rastlandığı bilgisine ulaşıldı. Ünal’ın elimize ulaşan mektubunda, hapishane revir doktoru tarafından kendisine “Lezyonların var, bunun ne demek olduğunu herhalde biliyorsundur. Ölümcül bir hastalık, ne yap ne et daha ileri tahlil ve tedavi için hastaneye git” denildiğini aktarmıştır. Ünal ayrıca üç tutsağın daha bu hastalığa yakalandığını, tutsaklardan ikisinin tedavisinin sürdüğünü ya da bitmek üzere olduğunu aktarmıştır. Yiğit’in tedavisine ilk hastane sevki sırasında ağız içi arama dayatmasına maruz kaldığı için başlanılamadı. Nihayet 11 Mart tarihinde hastaneye sevk edilse de ağız içi arama dayatması ortadan kalkmadı. Hastanede ilk elden gerekli tahlillerin gerçekleştiğini, tomografi içinse bayram sonrasına randevu verildiğini belirtti.
Hasta tutsakların tedavi süreçlerini işkence haline getiren Adana F Tipi Hapishanesi idaresi bu tutumundan vazgeçmelidir. “Ağız içi arama” dayatmasının tedaviyi engelleyen bir uygulamaya dönüşmesi sorununu İçişleri Bakanlığına havale etmemelidir. Sorumluluk alıp bu engelin aşılmasını sağlamalıdır.
Şans eseri akciğerlerinde lezyon olduğu öğrenilen Ünal gibi kaç tutsağın bu hastalığa yakalandığı bilinmemektedir. Verem hastalığının oluşması ve yayılmasının sebebinin hapishane koşulları olduğu kabul edilmelidir. Ünal ve diğer hasta tutsakların tedavisinin insanlık onuruna yaraşır bir biçimde sürmesi ve tamamlanması hayatî önemdedir.
Ünal’dan öğrenildiğine göre bu hapishanede Ramazan dolayısıyla oruç tutan tutsaklar bahane edilerek iaşelerde kesintiye gidilmiştir. Hasta tutsakların diyeti tedavilerinin parçası olarak, hastalıklarına uygun bir şekilde düzenlenmelidir.
Yine Ünal’ın “tehlikeli” denilerek tek başına tutulması, haftalık spor hakkının ayda bire düşürülmesi, arkadaş görüşçülerinin engellenmesi sıkı bir tecride işaret etmektedir. Birçok hastalığın bu koşullarla ilgisi tartışma götürmezdir.
DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna Adana F Tipi’ndeki verem vakalarının ve hapishane koşullarının yerinde incelenmesi için bir dilekçe sunmuştur. Bu talep derhal yerine getirilmeli, hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Adana F Tipi’ne heyet gönderilmelidir.
Ağız içi arama, niteliksiz beslenme gibi tedavinin önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır.
Adana F Tipi’ndeki tutsakların sağlık durumu düzenli olarak takip edilmelidir, kaç tutsağın hasta olduğu tespit edilmelidir.
Tutsaklar üzerindeki tecrit politikalarına derhal son verilmelidir.
Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri
