FON SORUŞTURMASINDA AKP’Lİ ESKİ BAKAN VE EŞİ İFADE VERDİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya, Türkiye’de yürütülen kapsamlı fon soruşturması kapsamında 7 Ekim’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Çift yaklaşık 1,5 saat süren işlemlerin ardından adliyeden ayrıldı.

Soruşturma kapsamında şüpheli sayısının 220’ye, tutuklu sayısının ise 85’e yükseldiği bildirildi. Kaya çifti hakkında daha önce mal varlıklarının dondurulması amacıyla ilgili kurumlara yazı gönderilmişti. Reuters’a göre Kaya, soruşturmanın etkilenmeden yürütülebilmesi amacıyla eylül ayında AK Parti’deki görevlerinden istifa etmişti.

Soruşturmanın merkezinde borsa ve fon işlemleriyle ilgili çeşitli suçlamalar bulunuyor. Kaya çifti ise kendilerine yöneltilen iddiaları reddederek özel bilgi veya yönlendirme almadıklarını savunuyor.

BORSADA VURGUN İDDİALARI: HALKIN YOKSULLUĞU SÜRERKEN SERMAYE DÜZENİNİN KAPILARI KİME AÇIK?

Fon soruşturması, Türkiye’de finans piyasalarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal iktidar ilişkileriyle de ne kadar yakından bağlantılı olduğunu bir kez daha gündeme taşıyor.

Burada önemli olan, soruşturmanın sonucunu peşinen ilan etmek değil; hukukun herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığını sorgulamaktır.

Bir tarafta milyonlarca emekçi yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, kira ve borç yükü altında yaşam mücadelesi verirken diğer tarafta finans piyasalarında büyük miktarlardaki paraların dolaştığı bir düzen bulunuyor. Bu nedenle fon soruşturmasının yalnızca belirli isimlerin ifadeye çağrılmasıyla sınırlı kalmaması, finans piyasalarının nasıl işlediğinin ve küçük yatırımcıdan kamu kaynaklarına kadar bütün ekonomik ilişkilerin şeffaf biçimde incelenmesi gerekir.

Özellikle siyasal iktidarla ilişkili veya kamu görevlerinde bulunmuş kişilerin adlarının geçtiği dosyalarda hesap verebilirlik ve şeffaflık çok daha büyük önem taşır.

Devrimci Demokrasi açısından sorun, yalnızca birkaç kişinin olası usulsüzlüğü değildir. Sorun, sermayenin ve finansal gücün toplum üzerindeki belirleyiciliğini artıran sistemin kendisidir.

Borsa yükseldiğinde kazancın kime gittiği, kriz çıktığında zararın kimin sırtına yüklendiği temel sorudur. Emekçinin maaşı erirken finansal spekülasyondan büyük kazanç elde edenler varsa, burada yalnızca bireysel ahlak değil, ekonomik düzenin sınıfsal karakteri tartışılmalıdır.

Bu nedenle soruşturmanın sonucunu beklemek gerekir; ancak sonuç ne olursa olsun ortaya çıkan tablo, Türkiye’de ekonomik ve siyasal gücün birbirinden bağımsız olmadığını bir kez daha tartışmaya açmaktadır.

HALKIN YOKSULLUĞU TESADÜF DEĞİL; SERMAYENİN EGEMENLİĞİYLE BAĞLANTILIDIR.

Maltepe’deki enkaz, İzmir’deki siyasi transfer ve fon soruşturması farklı olaylar gibi görünse de aynı düzenin farklı yüzlerini gösteriyor: Bir tarafta yaşam hakkı ve güvenli konut sorunu, diğer tarafta siyasal temsil sorunu, öte yanda sermaye ve finans ilişkilerinin yarattığı adaletsizlik.

Sorun yalnızca kişilerin değişmesi değil; emekçilerin yaşamını belirleyen siyasal ve ekonomik düzenin kendisidir.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.