Fransa’da 5 Kasım 2026 Perşembe günü işçi sendikalarının çağrısıyla ülke çapında grev ve gösteriler gerçekleştirildi. İşçiler, öğrenciler, emekliler ve Sarı Yelekliler hareketinden katılımcılar; ücretlerin artırılması, asgari ücretin yükseltilmesi, hayat pahalılığına karşı önlem alınması ve kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması talepleriyle sokaklara çıktı.
Eylemler Paris, Marsilya, Lyon, Nantes ve Lille başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde gerçekleştirildi. Sendikalar yaklaşık 260 kent ve yerleşim yerinde eylem çağrısı yaptı.
Reuters’ın 5 Kasım tarihli haberine göre İçişleri Bakanlığı, Paris dışındaki gösterilere 270 bin kişinin katıldığını bildirdi. Sendikalar ise Paris dışındaki ülke çapındaki katılımı yaklaşık 250 bin olarak açıkladı. Ülke genelinde güvenlik amacıyla yaklaşık 70 bin polis ve jandarma görevlendirildi.
Lyon’da polis göstericilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Paris’te başlangıçta barışçıl ilerleyen yürüyüşün ilerleyen saatlerinde polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Grev nedeniyle Eyfel Kulesi kapatıldı, nükleer enerji üretiminde düşüş yaşandı. Eğitim sektöründe öğretmenlerin yüzde 15’inden fazlasının greve katıldığı bildirildi.
Eylül ayında lise öğrencilerinin eğitim koşullarına karşı başlattığı protestolarla büyüyen hareket, son haftalarda ücret, vergilendirme, istihdam ve sosyal haklar talepleriyle işçi sınıfının mücadelesine doğru genişledi.
EMEKÇİLERİN ÖFKESİ BÜYÜYOR: SOKAKLAR SERMAYE DÜZENİNE KARŞI!
Fransa’da yaşananlar sıradan bir ücret protestosunun ötesindedir. Öğrencilerin eğitim koşullarına yönelik tepkisiyle başlayan hareketin işçi sendikalarına, emeklilere ve Sarı Yeleklilere uzanması, toplumsal hoşnutsuzluğun sınıfsal bir zeminde genişlediğini gösteriyor.
Macron yönetiminin büyüyen toplumsal tepkiye verdiği yanıt ise 70 bin güvenlik görevlisini seferber etmek oldu. Sermayenin çıkarlarını koruyan devlet mekanizması, emekçilerin yaşam koşullarına ilişkin talepler karşısında yine güvenlik ve kamu düzeni söylemini öne çıkarıyor.
Ancak işçi sınıfının öfkesi polis yığınaklarıyla ortadan kaldırılamaz. Düşük ücretler, artan yaşam maliyetleri, güvencesiz çalışma ve kamusal hizmetlerin tasfiyesi kapitalist düzenin yapısal sonuçlarıdır.
Asıl önemli gelişme, öğrenci hareketiyle işçi sınıfının taleplerinin aynı mücadele alanında buluşma potansiyelidir. Bu birleşme, sermaye düzenine karşı daha kapsamlı bir toplumsal direnişin zeminini yaratabilir.
Fransa’da yükselen mücadele bir kez daha gösteriyor: İşçi sınıfının örgütlü gücü, sermayenin ekonomik ve siyasal tahakkümüne karşı en önemli mücadele dinamiklerinden biridir.
