KUYU TİPİ TECRİDE KARŞI SÜRESİZ AÇLIK GREVİ
CEM DURSUN 107., CEMİL KURT 32. GÜNÜNDE: “KUYU TİPİ TECRİDE TESLİM OLMAYACAĞIZ”
DEVRİMCİ DEMOKRASİ – HABER
Marmara 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde uygulandığı belirtilen “kuyu tipi tecrit” koşullarına karşı sürdürülen süresiz açlık grevleri kritik bir aşamaya ulaştı. Grup Yorum, kendi emekçileri Cem Dursun ve Cemil Kurt’un direnişine ilişkin yaptığı çağrıda, hapishane koşullarının sona erdirilmesini ve mahpusların taleplerinin kabul edilmesini istedi.
Grup Yorum’un açıklamasına göre Cem Dursun 107., Cemil Kurt ise 32. gününde süresiz açlık grevinde. Güncel açıklamalarda direnişin temel hedefinin Marmara 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’ndeki tecrit uygulamalarına son verilmesi olduğu belirtiliyor.
Konuya ilişkin ÇHD tarafından hazırlanan raporda, bazı siyasi mahpusların yaklaşık 8 metrekarelik hücrelerde günde 22 saate varan sürelerle tutulduğu ve mahkeme ya da infaz hâkimliği tarafından verilmiş kesinleşmiş bir hücre cezası bulunmadan idari kararlarla süresiz hücre uygulamasına maruz bırakıldıkları ileri sürüldü.
Bu iddialar, yalnızca hapishane koşullarına ilişkin teknik bir tartışma değildir. İnsanın günün büyük bölümünde tek başına, dar bir hücrede tutulması; sosyal ilişkilerinin, ortak yaşamının ve dış dünyayla bağlarının sistematik biçimde sınırlandırılması, cezanın ötesine geçen bir tecrit rejimi tartışmasını beraberinde getiriyor.
TECRİT SALT BİR CEZA DEĞİL, İNSANI YALNIZLAŞTIRMA POLİTİKASIDIR
Hapishane, devletin elindeki cezalandırma mekanizmasının en doğrudan alanlarından biridir. Ancak ceza infazının sınırı, insan onurunu ve temel hakları ortadan kaldıracak bir tecrit rejimine dönüşmemelidir.
Marmara 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’ne ilişkin gündeme gelen uygulamalar, bu nedenle kamuoyunun ve demokratik kurumların dikkatle izlemesi gereken bir konudur.
Daha önce de Grup Yorum üyeleri hapishane koşulları nedeniyle açlık grevlerine başvurmuş, 2024’te Cem Dursun ve Oktay Kelebek’in taleplerinin karşılanmasının ardından 181. gündeki açlık grevine ara verildiği bildirilmişti.
Bugünkü direniş ise aynı zamanda devletin hapishanelerdeki tecrit politikalarının sürekliliğine dikkat çekiyor.
SESSİZLİK TECRİDİ DERİNLEŞTİRİR
Açlık grevi, tutsakların kendi bedenlerini direnişin aracı haline getirdikleri son derece ağır bir mücadele biçimidir. 107 güne ulaşan bir açlık grevinin taşıdığı yaşamsal risk görmezden gelinemez.
Bu nedenle meseleye yalnızca siyasi aidiyetler üzerinden yaklaşmak kabul edilemez.
Bu nedenle tutsakların hangi düşünceye sahip olduğundan bağımsız olarak, tecrit koşullarının hukuka ve insan onuruna uygun olup olmadığı sorgulanmalıdır.
Bugün “demokratikleşme”, “toplumsal bütünleşme” ve yeni bir “çerçeve” düzeninden söz edilirken, hapishanelerde insanların 22 saate varan sürelerle hücrelerde tutulduğu iddiaları ciddi bir çelişki oluşturmaktadır. Kronik faşist devlet politikası devam ediyor. Edecekde.
Grup Yorum’un çağrısı da tam bu noktada önem kazanıyor: Kamuoyunun dikkatini açlık grevindeki emekçilerin durumuna çekmek, taleplerinin araştırılmasını ve yetkililerin sorumluluk almasını istemek.
Cem Dursun ve Cemil Kurt’un sağlık durumunun daha da ağırlaşması beklenmeden, tecrit uygulamasına son verilmeli ve açlık grevindeki Grup Yorum emekçilerinin talepleri derhal kabul edilmelidir.
AÇLIK GREVİNDEKİ GRUP YORUM EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN!
KUYU TİPİ TECRİT UYGULAMASINA SON VERİLSİN!
DEVRİMCİ DEMOKRASİ
