ÖHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, tahliye edilmeyen ağır hasta tutsak Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesine ilişkin Beyoğlu’nda bulunan şube binalarında basın toplantısı düzenledi.
ÖHD, Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesindeki ihmaller zincirine dikkat çekerek ağır hasta tutsakların tahliye edilmesi için acil adım atılması gerektiğini vurguladı.
“İşkence İnsanlık Suçudur” pankartının açıldığı açıklamaya Asrın Hukuk Bürosu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) üyeleri katıldı. Basın açıklamasının metnini ÖHD Hapishane Komisyonu Üyesi Rojbin Aslan okudu.
“HAPİSHANEDE KALAMAZ” RAPORUNA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMEDİ
Rojbin Aslan, Mehmet Edip Taşar’ın ciddi kilo kaybı yaşaması ve yaşamını tek başına sürdüremeyecek halde olmasına rağmen tahliye edilmediğini belirtti. Rojbin Aslan, “9 Şubat’ta tarihinde yapılan son avukat görüşüne de tekerlekli sandalye ile getirilen Mehmet Edip Taşar’ın gözle görülür derecede kilo kaybı yaşadığı, yediği her şeyi kustuğu, konuşmak ve oturmakta dahi zorlandığı gözlemlenmişti. Görüşme yapıldığında kendi başına yemek yiyememekte, ilaçlarını da içememekte olduğu tarafımıza aktarılmıştı. Adli Tıp Kurumu 11’inci İhtisas Kurulu tarafından 25 Şubat tarihinde düzenlenen raporda; Taşar’ın ivedilikle tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi, kapsamlı tetkik ve tedavisinin yapılması ve infazının en az 6 ay süreyle ertelenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Ancak tüm bu açık tespitlere ve yapılan başvurulara rağmen Mehmet Edip Taşar hakkında herhangi bir infaz erteleme ya da tahliye kararı verilmemiştir. Sağlık durumu giderek ağırlaşan Taşar, 3 Mart tarihinde hastaneye kaldırılmış, entübe edilerek tedavi altına alınmış; ne yazık ki 25 Mart tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir. Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesi, önlenebilir bir kayıp olup; hasta mahpuslara yönelik ihmallerin ve yapısal sorunların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Adli Tıp Kurumu’nun ‘hapishane kalamaz’ yönündeki açık tespitine rağmen gerekli adımların atılmaması, bu ölümde sorumluluğu bulunan makamları da tartışmasız şekilde ortaya koymaktadır” diye belirtti.
“TEDAVİ HAKKI İHLALİ YAŞAM HAKKI İHLALİDİR”
Anayasanın 17’nci maddesinin yaşam hakkını, 56’ncı maddesinin ise sağlıklı yaşam hakkını güvence altına almak olduğunu hatırlatan Rojbin Aslan, bu kapsamda devlet ceza infaz kurumlarında tutulan tutsakların insanca sağlık hizmetlerine erişimlerinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Rojbin Aslan, “Mahkumların yaşamını yitirmesi, hasta mahkûmların hapishanede tutulmaya devam edilmesi, tedaviye erişimlerin engellenmesi ve infaz erteleme mekanizmalarının işletilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ağır bir yaşam hakkı ihlalidir. Uzun süredir Türkiye’de ceza infaz pratiği özellikle hasta mahkûmlar bakımından yaşam hakkının ihlal eden sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum ülkemizin değil, yapısal bir soruna işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.
