MASAK Raporu ve İllüzyonun Sonu: Haluk Levent Vakası Üzerine

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Düzenin Yarattığı Kahramanlar, Düzenin Çöplüğüne Atılır!

Depremin ardından milyonlarca emekçinin yüreğinden kopup gelen dayanışma duygusu, kapitalist düzen tarafından bir kez daha istismar edildi. Devletin halkı enkaz altında kaderine terk ettiği günlerde, yıllardır bilinçli olarak çürütülen kamusal kurumların yerine “kahraman” olarak pazarlanan bireysel figürler öne çıkarıldı. Bugün kamuoyuna yansıyan mali incelemeler ve hukuki tartışmalar ise, yalnızca bir kişi etrafındaki gelişmeler değil; çürüyen düzenin bütün mekanizmalarının açığa çıkışıdır.

Sorun ne yalnızca Haluk Levent’tir ne de yalnızca AHBAP’tır.

Sorun, halkın örgütlü gücünü dağıtan, kolektif dayanışmayı tasfiye eden ve yerine medya eliyle üretilmiş “kurtarıcılar” yerleştiren burjuva kapitalist sistemidir.

Kapitalizm önce halkı örgütsüz bırakır.

Sonra örgütsüz bıraktığı halka bir kahraman gösterir.

En sonunda da ihtiyaç kalmadığında o kahramanı gözünü kırpmadan tasfiye eder.

Bugün yaşanan tartışmalar tam da bu mekanizmanın ürünüdür.

6 Şubat depremleri, yalnızca kentleri değil, sermaye devletinin bütün “güçlü devlet” propagandasını da enkaz altında bıraktı.

AFAD’ın yetersizliği, Kızılay’ın ticari ilişkileri ve devlet mekanizmasının felç oluşu milyonların gözleri önünde yaşandı.

Bu büyük boşlukta ise burjuva kapitalist sistem, sorumluluğunu gizlemek için bireysel yardım figürlerini öne sürdü.

Televizyonlar günlerce aynı yüzleri gösterdi.

Burjuva-sermaye medyası aynı isimleri “umut”, “vicdan”, “kahraman” ilan etti.

Böylece devletin yerine kişiler konuşuldu.

Kurumların çöküşü yerine bireylerin fedakârlığı tartışıldı.

İşte düzenin en büyük başarısı da buydu.

Burjuvazi yalnızca meta üretmez.

Lider üretir.

Kanaat önderi üretir.

Fenomen üretir.

Kahraman üretir.

Ve zamanı geldiğinde bunların hepsini tüketir.

Bugün tartışılan isimler değişebilir.

Dün başkaları vardı.

Yarın yenileri gelecektir.

Fakat değişmeyen tek şey, halkın kendi örgütlü iradesinin yerine bireylerin geçirilmesidir.

Marksizm-Leninizm-Maoizm’in yıllardır söylediği gerçek tam da budur:

Kitlelerin kurtuluşu hiçbir zaman tek tek bireylerin omuzlarında yükselmez. Tarihi yapan örgütlü halktır.

Bugün milyonlarca insanın sorması gereken soru şudur:

Neden milyarlarca liralık dayanışma, halkın doğrudan denetleyebileceği kolektif mekanizmalar yerine tek tek kişilere emanet edildi?

Neden mahalle komiteleri, halk meclisleri, sendikalar ve gerçek dayanışma örgütleri güçlendirilmedi?

Neden sermaye medyası yalnızca “yıldızlar” üretti?

Çünkü örgütlü halk, sermaye düzeni için en büyük tehdittir.

Onların istediği ise örgütsüz, çaresiz ve sürekli yeni bir kurtarıcı bekleyen bir toplumdur.

Öyle ise ders çıkarmak zorundayız

Bugün ortaya çıkan tartışmalardan çıkarılması gereken sonuç yeni bir “iyi kahraman” aramak değildir.

Sorun kişiler değildir.

Sorun kişileri sistemin yerine koyan anlayıştır.

Devrimciler açısından görev açıktır:

Halkı bireylere değil örgütüne güvenmeye çağırmak…

Yardımı değil örgütlenmeyi büyütmek…

Hayırseverliği değil dayanışmayı savunmak…

Popülerliği değil sınıf bilincini geliştirmek…

Çünkü örgütsüz halk, her dönem yeni bir kurtarıcı arar.

Örgütlü halk ise kendi kaderini kendi elleriyle yazar.

Burjuvazinin yıldızları söner.

Sermayenin kahramanları unutulur.

Ancak örgütlü halkın yarattığı devrimci değerler ve mücadele geleneği yaşamaya devam eder.

Bugün bir kez daha görüyoruz ki; kurtuluş ne bir sanatçının ne bir vakfın ne de herhangi bir “iyi niyetli” bireyin ellerindedir.

Kurtuluş, örgütlü halkın devrimci mücadelesindedir.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.