ABD EMPERYALİZMİNİN ÇEKİLİŞİNİN ARDINDAN AFGANİSTAN’DA YENİ BİR GERİCİ DÜZEN
DEVRİMCİ DEMOKRASİ – DÜNYA / HABER-YORUM
15 Ağustos 2021’de ABD ve NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Kabil’i ele geçiren Taliban’ın iktidarında bugün beş yıl doldu. Taliban yönetimi yıl dönümünü askeri geçitlerle ve “zafer” törenleriyle kutlarken, ülkenin ekonomik ve toplumsal sorunları ağırlaşmaya devam ediyor.
Taliban yönetimi, ABD işgalinin sona ermesini ülkenin “özgürleşmesi” olarak sunuyor. Ancak bugün Afganistan’da milyonlarca insan ağır yoksullukla mücadele ederken insani yardım ihtiyacı da büyüyor. BM verilerine göre 2021’e kıyasla yaklaşık 3,5 milyon daha fazla insanın yardıma ihtiyaç duyduğu bildiriliyor. Yardım kuruluşları ekonomik çöküş, doğal afetler ve komşu ülkelerden geri gönderilen Afganların oluşturduğu yeni yük konusunda uyarıyor.
Kadınlar ve kız çocukları ise Taliban yönetiminin en ağır baskılarına maruz kalan kesimlerin başında geliyor. UNESCO verilerine göre Taliban’ın iktidara dönüşünden bu yana 2,4 milyon kız çocuğu ortaöğretimden mahrum bırakıldı. Kadınların üniversite eğitimi ve çok sayıda meslekte çalışması da yasaklanmış durumda.
Taliban aynı zamanda uluslararası yalnızlığını kısmen kırmaya çalışıyor. Rusya Taliban yönetimini resmen tanıyan tek devlet konumundayken Çin, İran, Hindistan, Türkiye ve bazı Orta Asya ülkeleriyle diplomatik ve ekonomik ilişkiler geliştiriliyor. Avrupa devletleri ise özellikle göç, güvenlik ve sınır kontrolü başlıklarında Taliban’la temaslarını artırıyor.
EMPERYALİZMİN YENİLGİSİ, GERİCİLİĞİN ZAFERİ ANLAMINA GELMEZ
Afganistan’ın son kırk yılı, emperyalist müdahalenin halklara ne getirdiğinin açık bir göstergesidir.
ABD, 2001’de “teröre karşı savaş” bahanesiyle Afganistan’ı işgal etti. Yirmi yıl süren işgal; ölüm, yıkım, yoksulluk ve bağımlılık dışında Afgan halkına kalıcı bir özgürlük getirmedi. 2021’de ABD’nin çekilmesi ise Afganistan’ın emperyalist işgalden kurtuluşu bakımından önemli bir gelişmeydi.
Fakat ABD emperyalizminin yenilgisi, Taliban’ın gerici politikalarının ilerici olduğu anlamına gelmez.
Taliban’ın kadınların eğitim ve çalışma hakkını gasp eden, siyasal özgürlükleri ezen, toplumsal yaşamı dinci-gerici kurallarla kuşatan politikaları açıkça teşhir ve mahkum edilmelidir. Afgan halkının emperyalizme karşı mücadelesini savunmak ile Taliban’ın gerici yönetimini savunmak aynı şey değildir.
Bugün emperyalist devletler de bu çelişkiden yararlanıyor. Dün Taliban’ı “terörist tehdit” olarak gösteren güçler, bugün göçü durdurmak, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını korumak için Taliban’la masaya oturuyor. Bu tablo emperyalist devletlerin “demokrasi” söyleminin ne kadar çıkarcı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Afganistan halkının gerçek kurtuluşu ne ABD işgalindedir ne de gerici Taliban düzeninde.
Gerçek özgürlük; emperyalizmden, sömürüden, ataerkil baskıdan ve her türlü gericilikten kurtuluşu hedefleyen halkçı ve devrimci bir toplumsal dönüşümle mümkündür.
