ROJAVA’DA ENTEGRASYON TARTIŞMASI: SİLAHLI MÜCADELEDEN DEVLETİN İÇİNE Mİ?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mazlum Abdi: “Üniformamı çıkarabilirim, imkan olursa Türkiye’ye gelebilirim”

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Rûdaw’a verdiği röportajda SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin bu ay içinde tamamlanmasının planlandığını açıkladı. Abdi, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın Kürtlerin bütün taleplerini karşılamadığını ancak Suriye devleti içinde Kürtler için bir statü oluşturduğunu savundu. Abdi ayrıca 2013’ten beri giydiği üniformayı artık çıkarma zamanının geldiğini ve siyasi yaşama geçebileceğini söyledi. Türkiye’ye de şartların olgunlaşması halinde gelebileceğini ifade etti.

Bu açıklamalar Rojava açısından sıradan bir diplomatik açıklama değildir.

Çünkü burada yalnızca bir askeri yapının yeniden düzenlenmesinden değil, yıllarca savaşarak ortaya çıkarılmış bir siyasal ve askeri gücün Suriye devlet mekanizmasına entegrasyonundan söz edilmektedir.

Bizler açıdan sorulması gereken soru şudur:

Bir halkın özgürlük mücadelesi, sonunda mevcut devlet yapısının sınırları içerisinde bir statü pazarlığına mı indirgenecektir?

Kürt halkının ulusal haklarının tanınması elbette savunulmalıdır. Ancak ulusal hakların tanınması ile devlet mekanizmasına eklemlenmek aynı şey değildir.

Bugün Rojava açısından esas tehlike, yıllarca süren savaşın yarattığı kazanımların emperyalist ve bölgesel güçlerin diplomatik pazarlıkları içerisinde aşındırılmasıdır.

Suriye devletiyle anlaşmalar, Türkiye ile normalleşme arayışları ve uluslararası güçlerle diplomatik ilişkiler, Kürt hareketinin siyasal çizgisinde yaşanan dönüşümün göstergeleridir.

Burada devrimci eleştirinin hedefi Kürt halkının kazanımları değil; kazanımların korunması adına devletlerle uzlaşmayı stratejik çizgi haline getiren anlayıştır.

Çünkü tarih göstermiştir:

Devlet, kendi sınırları içerisinde kendisine alternatif bir iktidar odağının kalıcılaşmasına izin vermek istemez.

Bu nedenle Rojava’nın geleceği yalnızca diplomatik anlaşmalarla belirlenemez.

Kürt halkının gerçek güvencesi, emperyalistlerin veya bölge devletlerinin lütfu değil, örgütlü halk gücü ve devrimci mücadeledir.

Rojava deneyiminin en önemli sorusu da budur:

Ortaya çıkan kazanımlar devlet mekanizmaları içinde eritilecek mi, yoksa halkın örgütlü gücü temelinde daha ileri bir özgürlük perspektifine mi taşınacak?

Devrimci hareketin görevi, bu soruyu görmezden gelmek değil; açık ve ilkeli biçimde tartışmaktır.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.