Devrimci Demokrasi olarak altını bir kez daha ve kalın çizgilerle çizeriz ki; Marksizm-Leninizm-Maoizm, burjuva ideolojisinin eklektik kırıntılarıyla, emperyalist merkezlerin ve gerici odakların ideolojik bagajlarıyla ya da “günlük konjonktüre” göre şekil değiştirensınıfsal ilkesizlikle asla uzlaşamaz. Teori ve Politika (TvP Kolektif) çevresinin bilinen ismi Metin Kayaoğlu’nun sosyal medyada ifşa olan ve haklı bir tepkiyle karşılanan “laiklik Marksizmin ilkesi olamaz” demagojisi, oportünizmin ve revizyonizmin bataklığında nereye savrulduğunu açıkça gözler önüne sermiştir. Emrah Maraşo’nun da isabetle işaret ettiği gibi; birkaç ay önce Ankara’da Çin elçisiyle ilişkiler ve “yeni emperyalist Çin’in sosyalizmi” üzerinden Marksizmi ayaklar altına alanlar, bugün sıkışınca İslamcı mahalleye şirin görünme çabalarının üstünü örtmek için ucuz taktiklere başvurmaktadır.
TvP Kolektif’in Sıkışmışlığı ve “Boykotçu Laikleriz” Demagojisi
Tepkiler büyüzer üzerine sosyal medyada (TvP Kolektif imzasıyla) yayımlanan savunma metni, suçüstü yakalanmış bir oportünizmin kelime oyunlarından ibarettir. “13 Şubat’ta Boykotçu Laikleriz… Ama her zaman Marksistiz” safsatasıyla sunulan bu metin, ilkesizliğin teorik iflasını belgelemektedir. Bir gün çıkıp “laiklik Marksizmin ilkesi olamaz” diyerek dinsel gericiliğe göz kırpıp İslamcı mahallede tezgâh açacaksın, tepki görünce de “ama ezenlerin bir kanadına karşı diğerinin yedeği olmayız” kisvesi altında kendi oportünizmini “ileri Marksizm” diye pazarlayacaksın! Bu, devrimci ilkelere darbe vuran ikiyüzlü bir eklektizmdir.
Marksizm-Leninizm-Maoizm; burjuva laikliğinin sınırlarına hapsolmadığı gibi, dinsel gericiliği ve feodal-ortaçağ kalıntısı ideolojileri “ezilenlerin dini” masallarıyla aklama çabasını da toptan reddeder. TvP çevresinin “laikliğin ezenlerin bir kanadının öteki kanadına koyduğu politika yasağı olduğu” yönündeki soyut lafazanlığı, pratikte dinsel faşizme ve Tayyip Erdoğan rejiminin din istismarına alan açan nesnel bir teslimiyettir. Bugün baş düşmanın faşist saray rejimi ve onun dinsel gericiliği olduğu gerçeğini lafta söyleyip, laikliği ve din karşıtı ideolojik mücadeleyi esnetmek, burjuva ve İslamcı gericilik karşısında ideolojik silahsızlanmadır.
Emperyalist Çin’i Aklama ve Oportünizmin İki Yüzü
Kayaoğlu’nun ve çevresinin oportünizmi sadece din ve laiklik alanıyla sınırlı kalmamış, emperyalizm ve dünya devrimi cephesinde de Marksizmi maskeleme aracı olmuştur. Teori ve Politika’nın düzenlediği “Çin ve Marksizm” sempozyumlarında, bugün kapitalist restorasyonu tamamlamış, küresel emperyalist sistemin dev bir aktörü ve sömürü odağı haline gelmiş olan Çin’i, Ekim Devrimi’nin mirasçısı ve “kızıl” bir deneyim olarak pazarlamışlardır.
Mao’nun “Ekim’in top atışlarıyla Marksizmin Çin’de ortaya çıktığı” tarihsel gerçeğini, bugün emekçi halkları sömüren ve emperyalist hegemonya yarışında parsayı toplayan ÇKP diktatörlüğüne uyarlamak, Marksizme ihanettir. Sosyalizm bayrağını ve komünizm söylemini gasbeden emperyalist bir rejimi “Marksist” diye yutturmak, doğrudan emperyalizmin ideolojik bekçiliğini yapmaktır. Çin’in emperyalist karakterini aklayanlar ile laikliği tasfiye edip İslamcı mahalleye tezgâh açanlar aynı madalyonun iki yüzüdür.
MLM Düzleminde Reddediyoruz
Kayaoğlu’nun ve TvP Kolektif’in “Hanif Marksizm” ve benzeri eklektik arayışları; devrimci hareketi dinsel gericiliğin etkisine açık hale getiren, Marksizmi yerel-kültürel kalıplara hapseden tehlikeli bir yönelimdir. Tarihsellik ilkesi, gericilikle yarışmayı, dinin gerici özüne “ezilen” kılıfı dikmeyi değil; her dönemde proletaryanın bağımsız devrimci hattını kuşanmayı emreder.
Devrimci Demokrasi olarak ilan ediyoruz:
Marksizmi ister emperyalist Çin’in “sosyalizmi” kisvesiyle, ister “laiklik ilke olamaz” demagojisiyle İslamcı mahalleye pazarlayan, sıkışınca da ucuz polemiklerle sıvışmaya çalışan her türlü revizyonist yaklaşım emekçi halkın özgürlük ve eşitlik mücadelesine sırt çevirmektir. Gerçek Marksizm-Leninizm-Maoizm; ezilenlerin devrimci pratiğinde, tavizsiz sınıf çizgisinde, emperyalizme, faşizme ve her türden dinsel-gerici ideolojiye karşı uzlaşmaz mücadelede yaşar!
