31 Ekim 2026 – Fransa
Fransa’da hayat pahalılığına, eğitim alanındaki hak kayıplarına ve gençliğin geleceksizliğine karşı başlayan toplumsal hareketlilik üçüncü hafta sonuna giriyor. 17 ve 24 Ekim’de gerçekleştirilen eylemlerin ardından 31 Ekim Cumartesi günü ülke genelinde yeni gösteri ve protesto çağrıları yapıldı. Sarı Yelekliler koordinasyonu, öğrenci ve lise örgütleri ile çeşitli sendikalar, emekçileri ve gençleri yeniden sokaklara çağırıyor.
Fransa genelinde yüzlerce eylem ve protesto noktası için hazırlık yapılırken, hükümetin yanıtı toplumsal talepleri karşılamak yerine güvenlik önlemlerini artırmak oldu. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 31 Ekim günü ülke genelinde 70 bin polis ve jandarmanın görevlendirileceğini açıkladı.
Paris’te Bastille–Nation güzergâhı için yargı kararı
31 Ekim eylemleri öncesinde Paris’te gösteri güzergâhı üzerinden önemli bir hukuki anlaşmazlık yaşandı. CGT (Genel İşçi Konfederasyonu), Sarı Yelekliler ve öğrenci örgütlerinin talep ettiği Bastille–Nation yürüyüş güzergâhı, Paris Polis Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Valilik bunun yerine Porte de Bagnolet ile Porte de Charenton arasında, merkezin dışından geçen bir güzergâh dayattı.
Organizatörlerin itirazı üzerine Paris İdare Mahkemesi, 30 Ekim Cuma akşamı valiliğin yasaklama kararını askıya alarak Bastille–Nation güzergâhına izin verdi. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez ise karara karşı temyiz yoluna gidileceğini duyurdu.
Böylece 31 Ekim yürüyüşünün güzergâhı, yalnızca bir ulaşım ve organizasyon meselesi olmaktan çıkarak gösteri hakkı ile devletin güvenlik politikaları arasındaki çatışmanın yeni bir başlığına dönüştü.
Gençlik, emekçiler ve Sarı Yelekliler yeniden alanlara çağırıyor
31 Ekim eylemleri, hayat pahalılığına karşı mücadelenin yanı sıra eğitim sistemindeki sorunları ve gençliğin taleplerini de gündeme taşıyor. Öğrenci ve lise örgütleri, hükümetin eğitim alanında açıkladığı düzenlemeleri yetersiz bulduklarını belirterek eylemlere katılma çağrısını sürdürüyor.
Sarı Yelekliler koordinasyonu ise ülke genelinde yaklaşık 553 eylem ve buluşma noktasının listelendiğini duyurdu. CGT, FSU, Solidaires ve FO gibi sendikal yapıların da çeşitli kentlerdeki gösterilere katılımı gündemde.
24 Ekim’deki ikinci eylem gününün ardından hareketin üçüncü aşamasında farklı toplumsal kesimlerin ortak mücadele zemininde buluşması hedefleniyor. Ancak katılımın boyutu ve eylemlerin seyri henüz kesinleşmiş değil.
Devletin yanıtı: 70 bin polis ve jandarma
İçişleri Bakanlığı, 31 Ekim için ülke genelinde 70 bin polis ve jandarmayı görevlendirecek. Bakan Laurent Nuñez, özellikle 17 Ekim’deki gösterilerde yaşanan yağma ve maddi hasar olaylarını gerekçe göstererek yeni eylem gününü yüksek güvenlik riski taşıyan bir gün olarak nitelendirdi.
Cadde ve meydanlardaki gösterilere yönelik yasaklamalar, güzergâh değişiklikleri ve yoğun güvenlik önlemleri, eylemlerin önündeki idari engelleri artırıyor.
Toplumsal öfkenin örgütlü mücadeleye dönüşmesi gerekiyor
Fransa’da hayat pahalılığına karşı gelişen toplumsal tepki, kapitalist düzenin emekçiler ve gençlik üzerindeki ekonomik ve sosyal sonuçlarını yeniden görünür kılıyor. Barınma, geçim, eğitim ve çalışma koşulları etrafında biriken sorunlar, farklı toplumsal kesimleri mücadele alanlarına çekiyor.
Ancak sokaklara çıkan kitlelerin öfkesi, kendiliğinden kalıcı bir siyasal güç ve devrimci mücadele hattı yaratmaz. Bu öfkenin örgütlü, birleşik ve süreklilik taşıyan bir mücadeleye dönüşmesi belirleyicidir. Sendikal bürokrasinin mücadeleyi dar ekonomik taleplerle sınırlayan yaklaşımının aşılması, işçi sınıfı, gençlik ve ezilen kesimlerin ortak mücadele zemininde buluşması önem taşıyor.
31 Ekim eylemleri, Fransa’da biriken toplumsal hoşnutsuzluğun yeni bir görünümü olacaktır. Devletin 70 bin kişilik güvenlik hazırlığına ve gösteri güzergâhlarına yönelik müdahalelerine rağmen sokaklara çıkma iradesinin sürmesi, gösteri ve örgütlenme hakkı tartışmasını da yeniden gündeme getiriyor.
Mücadelenin geleceği, yalnızca bir günlük kitlesel katılımla değil, bu toplumsal tepkinin örgütlenme düzeyi, sınıfsal birleşme kapasitesi ve sürekliliğiyle belirlenecektir.
Yaşasın işçi sınıfının ve ezilen halkların birleşik mücadelesi!
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
