FRANSA’DA ÜÇÜNCÜ HAFTA İSYAN DALGASI: 320 BİN KİŞİ SOKAKLARA ÇIKTI

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Fransa’da hayat pahalılığına, eğitim politikalarına ve toplumsal eşitsizliklere karşı gelişen protestolar 31 Ekim Cumartesi günü üçüncü hafta sonunda yeniden ülke geneline yayıldı.

Fransız hükümetinin verdiği rakamlara göre ülke genelindeki gösterilere yaklaşık 320 bin kişi katıldı. Paris başta olmak üzere birçok kentte gençlerin, öğrencilerin ve emekçilerin katıldığı yürüyüşler düzenlendi.

Paris’te gösterilerin son bölümünde polisle bazı gruplar arasında çatışmalar yaşandı. Polis açıklamasına göre üç polis yaralandı, bir araç ateşe verildi. Ülke genelinde cumartesi akşamına kadar 779 kişi gözaltına alındı. Önceki iki hafta sonuna kıyasla şiddet olaylarının daha sınırlı kaldığı bildirildi.

Ülke genelinde yaklaşık 70 bin polis görevlendirildi. Öğrenci örgütleri ve sendikalar, okulların yeniden açılacağı 2 Kasım sonrasında da mücadeleyi sürdürme ve 3 ile 5 Kasım tarihlerinde yeni eylemler düzenleme çağrısı yaptı.

Almanya’da da 31 Ekim günü 100 binden fazla kişinin katıldığı gösteriler düzenlendi. Gençler eğitim, barınma, iklim politikaları ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini talep etti. Frankfurt’ta gece yaşanan olaylarda 100’den fazla polis yaralandı, 54 kişi gözaltına alındı.

Avrupa gençliği ve emekçiler düzene karşı sokakta

Fransa’da üçüncü haftasına giren protestolar, Avrupa kapitalizminin derinleşen toplumsal çelişkilerinin yeni bir dışavurumudur. Hayat pahalılığı, eğitimde eşitsizlik, barınma krizi ve geleceksizlik, gençliği ve emekçileri sokağa iten temel dinamiklerdir.

Sermaye devletleri bir yandan silahlanmaya, militarizme ve savaş hazırlıklarına devasa kaynaklar aktarırken diğer yandan eğitim, sağlık, barınma ve sosyal hizmetleri tasarruf politikalarının hedefi haline getiriyor. Gençliğin geleceksizleştirilmesi, işçi sınıfının güvencesizliğe mahkûm edilmesi ve halkın yaşam koşullarının ağırlaştırılması aynı sömürü düzeninin sonuçlarıdır.

Devletin 70 bin polisi seferber ederek toplumsal hareketi kontrol altına almaya çalışması, egemen sınıfların yükselen hoşnutsuzluk karşısındaki tutumunu gösteriyor. Ancak toplumsal öfkenin sokaklara taşınması tek başına kalıcı bir siyasal dönüşüm yaratmaz. Bu öfkenin örgütlü, birleşik ve devrimci bir sınıf mücadelesine dönüşmesi belirleyicidir.

Fransa’daki gençlik hareketi ile Almanya’daki gösteriler, Avrupa’nın farklı ülkelerinde ortaklaşan toplumsal sorunların ve mücadele dinamiklerinin varlığını ortaya koyuyor. Devrimci görev, bu hareketleri yalnızca dönemsel protestolar olarak değerlendirmek değil, işçi sınıfı ve gençliğin birleşik mücadelesinin gelişme olanakları içinde ele almaktır.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.