Sırbistan’da binlerce öğrenci ve destekçisi, Novi Sad kentindeki tren istasyonu beton sundurmasının çökmesi sonucu 16 kişinin yaşamını yitirdiği facianın ikinci yıldönümünde 1 Kasım 2026 Pazar günü yeniden bir araya geldi.
1 Kasım 2024 tarihinde saat 11.52’de meydana gelen çökmede 14 kişi olay yerinde, iki kişi ise daha sonra yaşamını yitirmişti. Aralarında çocukların da bulunduğu 16 kişinin ölümü, ülkede büyük bir toplumsal tepkiye yol açmıştı.
Facianın ardından başlayan öğrenci hareketi, yalnızca olayın sorumlularının hesap vermesini değil, devlet kurumlarındaki yolsuzlukların ve siyasal kayırmacılığın da açığa çıkarılmasını talep etmişti.
1 Kasım 2026’daki anma yürüyüşünde öğrenciler 16 çelenk ve 16 kırmızı kalp taşıdı. Kurbanların anısına 16 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.
Faciaya ilişkin soruşturmada daha önce aralarında bir hükümet bakanının da bulunduğu 13 kişi hakkında suçlama yöneltilmişti. Ancak soruşturmanın ilerlemediği ve henüz yargılamanın başlamadığı bildirildi.
Bağımsız uzmanların hazırladığı raporda, istasyonun yenileme çalışmalarının siyasi talimatlarla aceleye getirildiği ve inşaat standartlarında sistematik bozulma yaşandığı yönünde tespitler yer aldı.
Associated Press’in haberine göre öğrenciler, facianın sorumlularının yargılanması ve kamu kurumlarındaki yolsuzlukların açığa çıkarılması taleplerini sürdürüyor.
Bir facia, bir toplumsal hesaplaşma ve gençliğin öfkesi
Novi Sad faciası, kapitalist yeniden yapılanma, kamu kaynaklarının yağmalanması ve siyasal kayırmacılığın insan yaşamı üzerindeki sonuçlarını ortaya koyan bir olaydır. Bir tren istasyonunun çatısının çökmesiyle 16 insanın yaşamını yitirmesi, yalnızca teknik bir ihmal meselesi olarak ele alınamaz.
Kamu yatırımlarının siyasal çıkar ilişkileri ve sermaye birikimi temelinde yürütüldüğü koşullarda, toplumsal ihtiyaçlar ve insan yaşamı ikinci plana itilir. Sırbistan’da öğrencilerin başlattığı mücadele, bu düzenin yarattığı sonuçlara karşı gelişen toplumsal tepkinin önemli bir örneğidir.
Öğrencilerin iki yıl boyunca sürdürdüğü mücadele, hesap verebilirlik ve adalet talebinin geçici bir öfke olmadığını gösteriyor. Sorumluların yargılanmaması, soruşturmanın ilerlememesi ve devlet kurumlarına duyulan güvensizlik, hareketin toplumsal temelini güçlendiren etkenler arasında yer alıyor.
Ancak yolsuzlukla mücadele, yalnızca kötü yöneticilerin değiştirilmesiyle sınırlı kalırsa sorunun yapısal kaynakları yerinde kalacaktır. Asıl mesele, sermaye ile devlet arasındaki çıkar ilişkilerini ve bu ilişkilerin ürettiği sömürü düzenini sorgulamaktır.
Novi Sad gençliğinin mücadelesi, toplumsal öfkenin örgütlü bir siyasal mücadeleye dönüşmesinin önemini gösteriyor. Adalet talebi, gerçek anlamına ancak sömürüye, siyasal tahakküme ve halkın yaşamını hiçe sayan düzene karşı mücadeleyle kavuşabilir.
