TÜRKİYE–AZERBAYCAN GERİLİMİ BÜYÜYOR: ALİYEV ANKARA ZİRVESİNE KATILMADI

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Başörtüsü tartışmasıyla başlayan diplomatik kriz derinleşiyor. Azerbaycan 31 Türkiye vatandaşını istenmeyen kişi ilan etti; Aliyev, Erdoğan’ın davetine rağmen Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmadı.

Türkiye ile Azerbaycan arasında son haftalarda belirginleşen diplomatik gerilim, 30 Ekim 2026’da Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılmamasıyla yeni bir boyut kazandı.

Reuters ve Associated Press’in haberlerine göre Aliyev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi davetine rağmen zirveye gelmedi. Azerbaycan’ı toplantıda Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Azerbaycan medyası Aliyev’in önceden belirlenmiş programı bulunduğunu yazarken, katılmama kararına ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı.

Gerilimin görünür hale gelmesinde Azerbaycan’daki okullarda başörtüsüne yönelik düzenleme etkili oldu. Türkiye’den bazı siyasetçilerin ve iktidara yakın isimlerin uygulamayı eleştirmesi üzerine Bakü, bu açıklamaları içişlerine müdahale olarak değerlendirdi.

Azerbaycan yönetimi, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 31 Türkiye vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişlerini yasakladı. Türkiye’de Azerbaycan’ın diplomatik temsilcilikleri önünde protestolar düzenlendi.

Krizi yatıştırmak amacıyla Erdoğan’ın, Azerbaycan’ın tepkisine neden olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral’ı görevden aldığı bildirildi. Erdoğan, Ankara’daki zirvede Türk devletleri arasındaki ayrışmalara yer olmadığını vurguladı.

Ancak gerilimin arka planı yalnızca başörtüsü tartışmasıyla sınırlı değil. Türkiye’nin Ermenistan’la normalleşme arayışı, Azerbaycan’ın İsrail’le yakın ilişkileri ve Ankara ile Bakü’nün bölgesel politikalarındaki farklılaşma da iki ülke arasındaki çelişkileri derinleştiren başlıklar arasında gösteriliyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gelişmeler, sıkça tekrarlanan “bir millet, iki devlet” söyleminin devletler arası ilişkilerdeki gerçek çelişkileri ortadan kaldırmadığını gösteriyor. İki ülke arasındaki tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlar gerçek olmakla birlikte, devletlerin dış politikaları öncelikle kendi siyasal ve ekonomik çıkarları doğrultusunda şekillenmektedir.

Bugün yaşanan gerilim, iki devletin bölgesel çıkarlarının her koşulda örtüşmediğini ortaya koymaktadır. Ankara’nın bölgesel nüfuz arayışı ile Bakü’nün bağımsız hareket etme ve kendi stratejik ilişkilerini koruma politikası arasında çeşitli çelişkiler bulunmaktadır.

Özellikle Azerbaycan’ın İsrail’le sürdürdüğü yakın ilişkiler ile Türkiye’nin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına yönelik resmî tutumu arasındaki farklılık, bu çelişkilerin önemli bir boyutudur. Türkiye’nin Filistin konusunda yaptığı açıklamalarla Azerbaycan’ın İsrail’le geliştirdiği stratejik ve ekonomik ilişkiler arasındaki farklılık, iki devletin dış politika önceliklerini tartışmaya açmaktadır.

Bununla birlikte Azerbaycan’ın egemenlik hakkı ile Türkiye’nin kendi siyasal çevrelerindeki tartışmalar birbirinden ayrılmalıdır. Bir devletin başka bir devletin içişlerine müdahale etmesi ya da tarihsel kardeşlik söyleminin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi kabul edilemez.

Bu kriz, Türk milliyetçiliğinin devletler arası ilişkileri tarihsel ve kültürel yakınlık üzerinden açıklayan söyleminin sınırlarını da göstermektedir. Devletler arasındaki ittifaklar kalıcı bir halk dayanışması anlamına gelmez. Halkların gerçek kardeşliği, hükümetlerin diplomatik yakınlıklarından değil; eşitlik, özgürlük ve karşılıklı dayanışma temelinde gelişen ilişkilerden doğar.

Ankara ile Bakü arasındaki gerilimin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değildir. Ancak bu gelişmeler, Kafkasya ve Ortadoğu’daki güç mücadelelerinin birbirinden bağımsız olmadığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.