Devrimci Demokrasi

MUNZUR FESTİVALİ KİMİNDİR?Rıza Şehri Arayışından Sermayenin Kuşatmasına ve Bürokratik Vesayete Karşı Bir Öz Eleştirisi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Munzur Doğa ve Kültür Festivali, 12 Eylül askeri faşist cuntasının karanlığına, 1990’lı yılların köy yakmalarına, zorunlu göçe, asimilasyona ve Dersim’i insansızlaştırma politikalarına karşı halkın yarattığı en önemli kültürel ve siyasal direniş mevzilerinden biridir. Bu festival; yalnızca konserlerin, panellerin ya da kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir organizasyon değil, Dersim’in hafızasının, Rêya Heq inancının, Kızılbaş-Alevi kimliğinin, dilinin, doğasının ve devrimci mücadele geleneğinin ortak kürsüsü olarak doğmuştur.

Bugün ise bu tarihsel miras ciddi bir aşınmayla karşı karşıyadır. Festival, bir yandan sermaye düzeninin metalaştırıcı saldırılarıyla, diğer yandan dar grupçu ve bürokratik yönetim anlayışının yarattığı tıkanmayla özünden uzaklaştırılmaktadır.

Sermayenin Kültürel Kuşatması

Kapitalist sistem, yalnızca emeği değil kültürü de metalaştırır. Direnişin sembollerini turistik ürüne, halkın ortak değerlerini ticari kazanç aracına dönüştürmeye çalışır.

Munzur Festivali de bu kuşatmanın dışına düşmemektedir.

Kutsal Munzur coğrafyası giderek tüketim kültürünün nesnesi haline getirilirken, festivalin siyasal ve toplumsal içeriği zayıflatılmaktadır. Direniş ruhunun yerini alışveriş stantları, ticarileşme ve yüzeysel etkinlik anlayışı almaktadır.

Oysa Munzur; sermayenin değil halkın, rantın değil direnişin adıdır.

Bürokratik Vesayet Halkın İradesini Daraltıyor

Festivalin karşı karşıya olduğu ikinci temel sorun ise örgütlenme anlayışındaki bürokratikleşmedir.

Festival hazırlıkları giderek dar çevrelerde belirlenmekte; halkın, bağımsız sanatçıların, demokratik kurumların ve farklı toplumsal dinamiklerin katılımı sınırlandırılmaktadır. Böylece halkın ortak değeri olan festival, belirli yapıların denetim alanına dönüşmektedir.

Bu anlayış, Dersim’in tarihsel toplumsal kültürüyle bağdaşmamaktadır.

Çünkü Rêya Heq öğretisinin temelinde rızalık vardır.

Rızalık; halkın söz ve karar hakkıdır. Ortak akıldır. Katılımdır. Hesap verebilirliktir.

Rızanın olmadığı yerde ne hakikat vardır ne de gerçek anlamda halkçılık.

“Kendi talibine güvenmeyen Pir, cem yürütemez.”

Bu söz, bugün festivali örgütleyen bütün kurumların önünde duran en temel siyasal ve ahlaki ölçüdür.

Eleştiriyi Bastırmak Değil, Özeleştiri Vermek Devrimciliktir

Festival üzerine yapılan eleştirilerin önemli bir bölümü, tartışılmak yerine “provokasyon”, “kara propaganda” ya da “festivali hedef alma” suçlamalarıyla geçiştirilmektedir.

Bu yaklaşım devrimci değildir.

Devrimci siyaset; eleştiriyi bastıran değil, eleştiriden öğrenen siyasettir.

Kızılbaş geleneğindeki “dara durmak” anlayışı da tam olarak bunu ifade eder. Halkın karşısında hesap vermeyi, yanlışlarla yüzleşmeyi ve özeleştiri yapabilmeyi…

Kurumları güçlendiren eleştirisizlik değil, halkın güvenidir.

Dil, İnanç ve Doğa Birlikte Savunulmalıdır

Dersim çok dilli, çok kültürlü ve çok katmanlı tarihsel bir hafızaya sahiptir.

Kırmancki başta olmak üzere Kurmanci ve Ermenice bu coğrafyanın ortak mirasıdır. Bu mirası görmezden gelen ya da tek kimlikli bir kültür anlayışı dayatan her yaklaşım, Dersim gerçekliğiyle çelişmektedir.

Aynı durum doğa için de geçerlidir.

Munzur Nehri, dağları ve vadileri yalnızca doğal alanlar değildir; Rêya Heq inancının kutsal yaşam mekânlarıdır.

Munzur’u korumaktan söz edip ardından geride tonlarca çöp bırakmak, tüketim kültürünü büyütmek ve doğayı kirletmek kabul edilemez.

Doğa sloganlarla değil, örgütlü halk pratiğiyle korunabilir.

Festival Yeniden Halkın Meclisi Olmalıdır

Munzur Festivali ne devletin asimilasyon politikalarına ne sermayenin rant hesaplarına ne de dar grupçu anlayışların vesayetine terk edilebilir.

Festival yeniden halkın ortak iradesi temelinde örgütlenmelidir.

Hazırlık süreci; inanç kurumlarının, ekoloji hareketlerinin, kadın ve gençlik örgütlerinin, bağımsız sanatçıların, demokratik kitle örgütlerinin ve Dersim halkının doğrudan katıldığı geniş katılımlı bir Festival Meclisi tarafından yürütülmelidir.

Sansür, dışlama ve tekelleşme sona ermeli; bütün halk kesimlerinin festivale eşit katılımı güvence altına alınmalıdır.

Ekolojik öz savunma komiteleri oluşturularak Munzur Vadisi rantın ve kirliliğin değil, kolektif emeğin ve ortak sorumluluğun alanı haline getirilmelidir.

Sonuç Yerine

Munzur Festivali üç günlük bir eğlence programı değildir.

O, Dersim halkının hafızasıdır.

O, katledilenlerin, sürgün edilenlerin, dili yasaklananların, inancı inkâr edilenlerin ortak direniş mirasıdır.

Bu nedenle festival yalnızca yaz aylarında kurulan sahnelerden ibaret olamaz. Dersim’de yıl boyunca süren ekoloji mücadelelerinin, hak arama direnişlerinin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve devrimci güçlerin ortak kürsüsüne dönüşmelidir.

Festivali gerçekten yaşatacak olan; sponsorlar, bürokratik komiteler ya da dar örgütsel hesaplar değil, halkın örgütlü iradesidir.

Munzur halkındır.

Dersim halkınındır.

Tarih çarpıtılamaz.

Halkın iradesi ipotek altına alınamaz.

Rızasızlık üzerine festival kurulamaz.

Ve Munzur’un özgür akan suları, sermayenin, bürokratik vesayetin ve düzen siyasetinin kirli ellerine teslim edilemez.

Mehmet KARACA

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.