Şubat 2024’te Berlin’de bir apartman dairesine düzenlenen baskınla Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) üyesi Daniela Klette’nin yakalanması, burjuva medyası ve kapitalist devlet aygıtları tarafından “gecikmiş bir adaletin tecellisi” ya da “yaşlı bir teröristin yakalanışı” olarak servis edildi. Oysa sosyalist feminist bir perspektiften bakıldığında, Klette’nin otuz yılı aşkın kaçış hikayesi ve yetmiş yaşında demir parmaklıklar ardına konuluşu, sadece bireysel bir adli vaka değil; emperyalizme, ataerkiye ve sermayenin şiddetine karşı militan bir çizgide yürütülen tarihsel bir kavganın bugüne sarkan faturasıdır. Daniela Klette’nin politik özneleşme süreci ve RAF içindeki mücadelesi, 1970’lerin ve 80’lerin Batı Almanya’sındaki sömürgecilik karşıtı, anti-emperyalist ve anti-kapitalist dalganın tam kalbinde şekillendi. Onu ve dönemin devrimci kadınlarını anlamak, emperyalist barbarlığın ve ataerkinin suç ortaklığına karşı yükselen öfkeyi anlamaktan geçer.
Kızıl Ordu Fraksiyonu, tarihsel olarak kadınların hem teorik hem de pratik askeri liderlikte en yoğun yer aldığı örgütlenmelerden biri oldu. Ulrike Meinhof ve Gudrun Ensslin ile başlayan bu gelenek, Daniela Klette’nin de dahil olduğu üçüncü kuşak militanlara kadar uzandı. Burjuva sosyolojisi, RAF içindeki kadın varlığını her zaman “duygusal manipülasyon”, “psikolojik histeri” ya da “erkek yoldaşlarının peşinden sürüklenme” sığlığıyla açıklamaya çalıştı. Bu, ataerkinin devrimci kadını iradesizleştirme çabasının en bariz ürünüydü. Sosyalist kadın perspektifinden bakıldığında ise durum tam tersidir: RAF’lı kadınlar, kapitalist devletin kadınlara biçtiği “uysal ev kadını”, “makbul anne” ya da “ucuz emek gücü” rollerini kökten reddettiler. Silahı ellerine almaları, yalnızca militarist devlete karşı bir savaş ilanı değil, aynı zamanda kendilerini kuşatan ataerkinin sınırlarını parçalama eylemiydi. Klette, Vietnam Savaşı’nın tetiklediği anti-emperyalist öfkeyle büyürken, emperyalizmin en büyük şiddetinin üçüncü dünya kadınları üzerinde patladığının bilincindeydi. Dolayısıyla onun mücadelesi, enternasyonalist bir kadın dayanışmasının radikal bir biçimiydi.
Daniela Klette, örgütün “üçüncü kuşağı” olarak adlandırılan ve 1980’lerin ortalarından 1998’deki fesih açıklamasına kadar uzanan en zorlu döneminde faaliyet yürüttü. Bu dönem, neoliberalizmin dünya genelinde saldırıya geçtiği, Sovyet blokunun çöktüğü ve devrimci iddiaların geri çekildiği bir kırılma anıydı. Klette’nin adının geçtiği eylemler —örneğin 1993 yılında Weiterstadt Hapishanesi’nin bombalanması— doğrudan devletin tecrit politikalarına ve ceza infaz sistemine yönelikti. Devrimci tutsakları birbirinden yalıtan, onları beyaz ölüm hücrelerinde çürütmeyi hedefleyen emperyalist devlet aklına karşı, Klette ve yoldaşları lojistik ve askeri barikatlar kurdular. Sosyalist kadınlar için hapishaneler, devlet şiddetinin çıplaklaştığı ve kadın tutsakların bedenleri üzerinden disipline edilmeye çalışıldığı mekanlardır. Klette’nin bu mekanların inşasına ve işleyişine yönelttiği öfke, sınıf mücadelesinin en keskin cephelerinden birini oluşturuyordu.
Klette’nin 30 yılı aşkın süre Berlin’in ortasında, takma bir isimle ve göçmen komşularıyla dayanışma içinde yaşamış olması, kapitalist gözetim devletinin mutlak egemenlik mitine vurulmuş büyük bir darbedir. Burjuva medyası, onun yakalanışının ardından “capoeira dansı yapan, çocuklara matematik dersi veren yaşlı kadın” imajı üzerinden bir şaşkınlık yarattı. Oysa bu yaşam kesiti, bir devrimcinin kitlelerden kopuk bir “canavar” değil, tam aksine toplumsal bağ kurma yeteneğine sahip bir adanmışlık taşıdığını gösterir. Legalitenin sınırları dışına çıkmak, ataerkinin kadını koruma veya denetleme adı altında sunduğu tüm sahte güvenceleri elinin tersiyle itmektir. Klette, otuz yıl boyunca devletin tüm teknolojik gözetim ağına, yüz tanıma sistemlerine ve istihbarat operasyonlarına rağmen ayakta kaldı. Bu irade, sosyalist kadın mücadelesinin illegal alanda da ne denli dirençli, disiplinli ve yaratıcı olabileceğinin somut kanıtıdır.
Daniela Klette’nin yetmiş yaşında yatağından alınarak kelepçelenmesi, Alman devletinin tarihsel intikam hırsının bir göstergesidir. NSU (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) gibi faşist çetelerin göçmen kadınları ve emekçileri katletmesine göz yuman, dosyaları karartan, ırkçı şiddeti besleyen Alman yargı ve emniyet aygıtı; söz konusu kapitalist sisteme meydan okumuş bir sosyalist kadın olduğunda tüm gücüyle saldırıya geçmektedir. Bugün Klette, onlarca yıl önceki kamulaştırma (banka soygunları) ve anti-kapitalist eylemler gerekçe gösterilerek yargılanıyor. Sosyalist kadınlar olarak netçe ifade etmeliyiz: Sermayenin bankalarını kamulaştırmak suç değil; milyarlarca insanın emeğini gasp eden, krizlerle işçi sınıfını açlığa mahkum eden ve savaşı finanse eden bankaların varlığı suçtur. Klette’nin yargılandığı mahkemeler, egemen sınıfın kendi mülkiyet rejimini koruma tiyatrosundan ibarettir.
Daniela Klette’nin tutsaklığı, geçmiş bir dönemin romantik bir nostaljisi olarak okunamaz. Bugün emperyalizm, Ortadoğu’dan Ukrayna’ya kadar dünyayı yeniden bir kan gölüne çevirirken; kemer sıkma politikaları ilk önce işçi sınıfı kadınlarını vururken; ataerki her gün yeni bir kadın cinayetiyle kurumsallaşırken, RAF’lı kadınların gösterdiği “uzlaşmazlık” çizgisi hayati bir önem taşımaktadır. Bizler RAF’ın her askeri stratejisini ya da yöntemini bugüne birebir kopyalamak zorunda değiliz; marksist-leninist maoist metodoloji, her dönemin özgün somut koşullarına göre araçlar geliştirmeyi emreder. Ancak Klette’nin pratiğinden süzüp çıkarmamız gereken şey, devlete ve sermayeye karşı duyulan o tavizsiz sınıfsal öfke ve radikal kopuştur. Daniela Klette bugün Vechta Hapishanesi’nde tecrit koşullarında tutuluyor olabilir. Ancak onun yetmiş yıllık ömrü, ataerkinin ve kapitalizmin sınırlarına hapsedilmeyi reddeden kadınların neleri göze alabileceğinin militan bir manifestosudur. Sosyalist kadın perspektifi, onun davasını burjuva hukukunun dar koridorlarına terk etmeyi reddeder; Klette’nin politik mücadelesini, dünya genelinde yükselen anti-emperyalist ve anti-faşist kadın barikatlarının ayrılmaz bir parçası olarak selamlar.
Rojda Ünsal
